Kategori: Alıntılar

Walter Benjamin: Ezilenlerin Geleneği…

Ezilenlerin geleneği, bize içinde yaşadığımız olağanüstü halin gerçekte kural olduğunu öğretir. Yapmamız gereken, bu duruma uygun düşecek bir tarih kavramına ulaşmaktır. O zaman gerçek anlamda olağanüstü hal’in oluşturulması, gözümüzde bir görev niteliğiyle belirecektir; böylece de faşizme karşı yürütülen kavgadaki konumumuz, daha iyi bir konum olacaktır. Faşizmin bir şansı da, faşizme karşı olanların onu ilerleme adına

Continue Reading…

Kategori: Alıntılar

Oylar kendi başlarına değersiz şeylerdir.

Atatürk’ün ileri görüşlülüğünün derin tarih ve sosyoloji bilgisinden geldiğini düşünüyorum. Şu sıralar da Anıtkabir Derneği Yayınları‘nın çıkardığı, Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar adında 24 ciltlik harika bir seri okuyorum. 1928’de Milli Eğitim Bakanlığı’na Türkçeye çevirtip bastırdığı H.G. Wells‘in “Cihan Tarihinin Umumi Hatları“ eserinde, aşağıdaki bölümü işaretlemiş ve altını özenle çizmiş. Okumadan, araştırmadan, düşünmeden, “yalnızca söylenenlere kulak vererek”

Continue Reading…

Kategori: Alıntılar

Tek bir vatanın her şeyin üstünde olması ne kötü…

Olayın özü, partilerin parçalanmasına neden olan kahrolası milliyetçiliğe dayanıyor. Uluslararası düzeyde. Bu milliyetçilik her şeyi mahvediyor. Tek bir vatanın her şeyin üstünde olması ne kötü. Vatanlarımızın aptallıklarının içinde sürükleniyoruz. Bu vatanperverliğe. Dürüst ve iyi niyetli olmak neye yarar, eğer tepedeki bir avuç insan böyle olmak istemezse. Boğa kırmızı bez parçasına baktığında ne görüyorsa, onlar da

Continue Reading…

Kategori: Alıntılar

Çoğunluk Yasası

Çoğunluk yasası her zaman demokrasiyle, özgürlükle ve eşitlikle eş anlamlı olmuyor; kimi zaman zorbalıkla; köleleştirmeyle ve ayrımcılıkla eş anlamlı oluyor. Bir azınlık baskı görüyorsa, oy hakkı onu ille de özgür kılamıyor, hatta daha da eziyor. İktidarın bir çoğunluk grubuna bırakılarak azınlıkların çektiklerinin azaltıldığını savunmak için çok saf -ya da tam tersine çok pervasız- olmak gerek.

Continue Reading…

Kategori: Alıntılar

Siz orada öylece

Siz orada durup bakınırken, aranızda sebepsiz ölenler oluyor; kaybolanlar, gidenler, ne olduğu bilinmeyenler. Kalabalığın rengi değişiyor, ama siz orada öylece duruyor, içinde yer aldığınız kalabalığın renginin değiştiğini, sizin de usul usul o rengi almakta olduğunuzu fark etmiyorsunuz. Kendi renginiz, kokunuz var mı, bilmiyorsunuz. Kalabalığın bir parçası olmakla, biri olmak arasındaki farkı ya öteden beri bilmiyordunuz

Continue Reading…