Atatürk Neden Bay ve Bayan Demiş? Kadın Terimini Neden Kaldırmak İstemiş?

Atatürk’ün “Bay” ve “Bayan” Terimleri Hakkındaki Görüşü başlıklı yazımın kaynağı ile ilgili bir eleştiri olmuş. Kaynak ben değilim ve yazımda kaynağı belirtmiştim ama gözden kaçtığını düşünerek detaylıca belirtmek  istiyorum. Nuri Ulusu, 12 yıl Atatürk’ün kütüphanecisi olarak görev yapmış , sırlarını paylaşmış ve öldüğünde yanı başında ağlamış bir isim. Atatürk ile çeşitli anılarını paylaştığı Atatürk’ün Yanı Başında isimli kitabı, Atatürk’ün günlük yaşantısına ışık tutan önemli eserlerden birisidir. Nuri Ulusu’yu biraz daha yakından tanımak isterseniz, aşağıdaki videoyu izlemenizi tavsiye ederim.

26 Kasım 1934 tarihinde yayınlanan 2590 sayılı kanunla, Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lakap ve unvanlar kaldırılmış, erkek ve kadın vatandaşların kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılması belirlenmiştir. Bunun sebebi nedir, bu kanunun “bay” ve “bayan” terimleri ile ne ilgisi vardır, açıklamak istiyorum.

Kurtuluş Savaşı’nın öncesindeki dönemde, halkın büyük bir kısmının cahil oluşu toplum içerisinde büyük bir sınıf ayrılığı yaratmıştı ve bu sınıf ayrılıkları gündelik hayatta en çok hitaplarda kendini belli ediyordu. Örneğin efendi terimi eğitim görmüş kişilere söylenirdi. Bey terimi ise Anadolu’da bölgenin ileri gelen isimleri için kullanılırdı. Bu terimler gibi paşa, şeyh vb. birçok hitap, birçok terim, aslında sınıf ayrılıklarını ortaya koyan terimlerdi.

Toplumsal sınıf ayrılıkları yaratan bu terimler gibi, doğrudan kadınları küçük düşüren ve cinsiyetçi sınıf ayrılığı yaratan terimler de vardı. Şöyle ki, o dönemde kadın ve hanım terimleri kadına duyulan saygıyı yansıtmıyor, tam tersine  “kadına sahip olma, kadını erkekten küçük görme” anlamı taşıyordu. Hatta kadın sözcüğü, “kızlığını yitirmiş olan” anlamına bile geliyordu. Yani bu terimler sözlük anlamlarını değil, toplum tarafından kendilerine yüklenen anlamları taşıyorlardı.

Bunu daha iyi açıklayabilmek için güncel bir örnek vermek istiyorum. Elli yıl önceye gidip birisine çomar diye hakaret etseniz, karşınızdaki kişi en fazla kendisine köpek dediğinizi düşünür, buna göre tepki verirdi. Ancak malumunuz, yaşadığımız toplumda bir kesim bu kelimeye başka bir anlam yükledi ve bu kelime artık bizler için sözlükte olan anlamını değil, üzerine yüklenen anlamı taşıyor. İşte o dönemdeki, kadın, kız, hanım terimleri de böyleydi. Toplumun kendilerine yükledikleri, hoş olmayan anlamları taşıyorlardı.

Atatürk’ün amacı, bey, beyim, efendi, kadın, hanım gibi tüm bu terimleri o günkü hafızadan silmek; bu sayede taşıdıkları çirkin anlamları yok etmek ve yeni terimler ile toplumun zihninde beyaz bir sayfa açarak toplumsal eşitsizlikleri ortadan kaldırmaktı. Bunu yaparken ortaya attığı bay ve bayan terimlerini de şöyle açıklıyordu: “Bay ne demektir, biliyor musun? Dur bekle, cevabını ben vereyim. Saygıya, hürmete layık insan, erkek demektir; bayan da, aynı saygı ve hürmete layık olan kadın demektir.”

Bakın dikkat edin, bay ve bayan için aynı saygı ve hürmete layıktırlar diyor. Erkeği kadından ayırıp daha üstün görmüyor. Nitekim “bir kadını evlenmeden önce ve sonrasında iki ayrı insan saymak bence çağdışı bir olaydır” cümlesiyle, kadınlara duyduğu saygıyı da fazlasıyla kanıtladığını düşünüyorum.

Kısacası, burada terimler değil niyet önemlidir. Atatürk’ün niyeti, o günün toplumunda neredeyse hakaret anlamına gelen kadın ve hanım gibi terimlerden kadınları kurtarmaktır ve bunu yaparken de kullanılacak yeni terimler için yalnızca tavsiyede bulunmuştur, “kararı zaman içinde milletim versin” demiştir.

Günümüz toplumunda ise durum tam tersine dönmüş durumda; toplumun bir kesimi, “bayan” kelimesinin kadınları küçültücü anlamı olduğunu söylüyor ve öneri olarak da “kadın” kelimesini sunuyor. Aslında bu sosyolojik açıdan oldukça doğal bir durum. Bugünlerde “kadın” terimini benimser ve kullanmaya başlarsak, bu terimin zaman içerisinde yeniden küçültücü anlamlarla dolmayacağının ve bundan elli yıl sonra bir grubun “bayan” terimini geri istemeyeceğinin garantisini verebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın