Beatrice’ten Sonra Birinci Yüzyıl – Amin Maalouf

Beatrice’ten Sonra Birinci Yüzyıl – Amin Maalouf

Amin Maalouf ile ilk tanışmam Doğu’nun Limanları sayesinde olmuştu. Çok beğendiğim Doğu’nun Limanları’nın ardından, fırsat buldukça yazarın kitaplarını birer birer okuyorum. Şu ana kadar, Doğu’nun Limanları dahil 6 kitabını okuduğum ve az-çok da olsa hepsini beğendiğim yazarın okuduğum son kitabı, Beatrice’ten Sonra Birinci Yüzyıl oldu. Romanın konusunu oldukça ilgili çekici buldum: Doğumlara etki edecek yeni bir maddenin keşfedilmesiyle dünyadaki nüfus oranı büyük bir değişime uğratıyor. Özellikle güney ve doğu ülkelerinde,yeni doğan çocuklar büyük oranda erkek, çünkü herkes bir “oğlu” olsun istiyor. Bu nüfus değişimi dünyanın kaderini belirlemeye devam ederken, bir grup entellektüel ve bilim adamı, bu maddeye karşı tehlikeye dikkat çekmek amacıyla bir oluşum kuruyorlar. Dünyanın her yerinde toplumsal isyanlar baş gösterirken ve her gün maddeyle ilgili yeni bir fikir ortaya atılırken, işin sonunun nereye varacağını kestirmek oldukça zor…

Beatrice’ten Sonra Birinci Yüzyıl her ne kadar bir roman olsa da, Amin Maalouf‘un dünyadaki nüfus dengesi ve etnik kökenler üzerine düşüncelerini yoğun bir şekilde içermesi sebebiyle, aslında bir deneme niteliği de taşıyor. Yaşadığı farklı coğrafyaları derinlemesine analiz eden ve kitaplarına yansıtabilen yazar, bu sefer işin içerisine birçok akıl oyunu sokmuş. Kitap içerisindeki her görüşü ve karşıt görüşü o denli kuvvetli bir dilde savunuyor ki, okurlara düşünmeleri için birçok şey veriyor.

Kitabın Künyesi

Beatrice’ten Sonra Birinci Yüzyıl – Amin MaaloufOrjinal Adı: Le Premier siecle apres Beatrice
Yazarı: Amin Maalouf
Çeviri: Orçun Türkay
Kitap Editörü: Elif Gökteke
Düzelti: Filiz Özkan
Kapak Tasarımı: Nahide Dikel
ISBN: 978-975-08-1974-0
Sayfa Sayısı: 167
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Kitaptan Alıntılar

Peki burada? Kendi yerimizde ne yaptık? Birbirimizi durmadan boğazladık, top ateşine tuttuk, zehirli gazlarla öldürdük, öfkeyle, yirminci yüzyılın ortalarına kadar. Sonra bir gün, koltuğa kurulduk, ‘Şimdi herkes durulsun!” diye haykırıyoruz. Ama hayır, gördüğün gibi, herkes bizimle aynı anda durulmuyor. Her yerde biraz Alsace-Lorraine’ler, din, mezhep kavgaları var, bunlar da bizimkiler kadar saçma, bizimkiler kadar ölümcül; deliliğin geçmesi gerek. Dünyaya karşı sabırlı olalım!

Bir Cevap Yazın