Benim tarafımı tutanların hepsi benimle aynı durumdalar; işte benim kaderim.

Bu dünyayı yaşanmaz hale getiren anlamsız çekişmelerden bıktım artık. Her konuşmada, her polemikte, her tartışmada kendimi hedef tahtası olarak buluyorum, sorgulanıyorum, yargılanıyorum. Ve hükmü beklerken, olayların gidişinin değiştirebilecek vicdan sahibi bir cinin, bir iyilik hamlesi yapıp beni bu kötü tuzaktan kurtarmasını umuyorum boşu boşuna. Ama sonunda ortaya çıktığında, o da cephe değiştiriyor ya da başkalarını kaçırmayı tercih ediyor.

İnsanlar benim efendim, yöneticim, yargıcım, doktorum, danışmanım, hakemim, ağabeyim, dert ortağım, vazgeçilmez eleştirmenim, ruhumu kurtaracak rahibim, şefim, her şeyim olmaktan vazgeçmiyorlar, onlara gerçekten ihtiyacım olup olmadığını düşünmeden kurtarıcım olmak istiyorlar, kurtarıcım, korumam (benim için dövüşecek yerde bana vuranlar), çoktan ölmüş annemin babamın yerine annem babam olmak, hatta açıkça benim cephemde benim yerime dövüşmek istiyorlar, ben hangi cephede dövüştüğümü, hatta bir cephem olup olmadığını bile bilmezken. Buna karşılık, dostlarım, savunucularım, benim tarafımı tutanların hepsi benimle aynı durumdalar; işte benim kaderim.

Üstelik kaderle savaşında yenik düşmüş bir trajedi kahramanı rolünü de oynayamam, her ne kadar, kesilmiş kafasını yerden alıp yoluna devam eden efsane kahraman Xingtian gibi, yenilgiden korkmayanlara büyük bir saygı besliyor olsam da! Onlara uzaktan bakabilir ve sessizce üzüntülerimi bildirebilirim sadece. -Gao Xingjian, Ruh Dağı.

Bir Cevap Yazın