Dangal (2016)

Pek bilinmese de Hollywood’unki kadar eski ve zengin bir tarihe sahip olan Bollywood sinemasının en sevdiğim yönü, Holloywood’un alışılagelmiş tür sınırlarına mahkum olmamasıdır. Bu yönü sayesinde birçok yapımıyla Hindistan sınırlarını aşıp tüm dünyaya kendisini kabul ettirebilmiştir. Aamir Khan‘ın yapımcılığını ve başrolünü üstlendiği Dangal da sınırları aşmayı başaran Bollywood filmlerinden.

Hint Sineması denildiğinde akla gelen ilk isimlerden olan Aamir Khan’ın filmlerinin beğenilmesinin en büyük sebebi, içerdiği samimi duygulardır sanırım. Onun her filminde saf bir mutluluk vardır, her filminde en karanlık noktada bile dünyaya pozitif baktığını görürüz. Hep iyiler ve iyilik kazanır ancak izleyici için bunu bilmek onu izlemeye engel değildir. Pozitifliği, oyunculuğu ve hikayeleriyle izleyici için klişeleri bile değerli kılmayı başarır. 

Tüm bunları başarılı bir şekilde yansıtabilmesini mümkün kılan da yukarıda bahsettiğim tür tanımaz Bollywood kültürüdür sanırım. Bir anda gerilim tavan yapar, bir anda anlamsız uzun bir sahneye tanık oluruz, bir anda müzikler çalar herkes dans eder ve tüm bunlar bir bütünün parçasını başarılı bir şekilde oluşturur. Güreşçi Mahavir Singh Phogat‘ın hikayesinin konu alan Dangal’da da tırnak yedirecek kadar çekişmeli güreş müsabakalarını, imkansızlığın dramını, toplum kurallarına başkaldırıyı ve müziklerle süslü bağlayıcı sekansları bir arada görüyoruz.

Gençliğinde başarılı bir güreşçi olan ve ulusal müsabakayı kazanan Mahavir Singh Phogat, maddi imkansızlıklar sebebiyle güreşi bırakmak zorunda kalmış olsa da güreş onu hiçbir zaman bırakmamış. Güreş çalışmalarını ve müsabakalarını yakından takip eden Phogat’ın en büyük hayali, ülkesine bu branşta altın madalya kazandıracak bir erkek çocuk yetiştirmek.

Arka arkaya doğan tüm çocuklarının kız olması çevresinden büyük saygı gören Phohat’ın hayallerini bir süreliğine suya düşürse de, büyük kızları Geeta ve Babita’nın güçlerini fark etmesiyle hayalleri yeniden canlanıyor. Kızlarını güreşçi olarak yetiştirmeye karar veren Phohat, işe kız çocuklarına karşı toplum içerisindeki tutuma göğüs gererek başlıyor.

Bu noktadan sonra filmin hikayesi büyük oradan Phohat’ın en büyük kız çocuğu olan Geeta üzerinden gidiyor. Başarılı bir güreşçi olan Geeta babasının eğitimi ve desteğiyle ulusal müsabakayı kazanıp milli takıma girmeye hak kazansa da işler burada değişmeye başlıyor. Milli sporcuların niçin uluslararası müsabakalarda derece alamadığına değinilmeye çalışılan bu bölümde spor içerisindeki yozlaşmaya büyük bir gönderme yapılıyor.

Geeta her geçen gün babasının eğitiminden uzaklaşırken, onun izinden giden ve babasının eğitiminden vazgeçmeyen kardeşi Babita’da ulusal şampiyon olarak milli takım kampına katılıyor. Bir yanda milli takım ve yozlaşmış spor düzeni, diğer tarafta ise en büyük hayali ülkesine altın madalya kazandırmak olan Phohat’ın geleneksel disiplini…

Okurken tam bir klişe olarak görülebilecek, gerçek hayattan uyarlanan bu hikayeyi Dangal’da iki buçuk saat boyunca hiç sıkılmadan izliyoruz. Kız çocuklarının ikinci planda görülmesine, toplumsal baskılara, spordaki yozlaşmaya ve daha birçok şeye bir film içerisinde değinebilmek için gereken başarılı kurgu filmde fazlasıyla var. Oyunculuklar ve müzikler de enfes. Özellikle son bölümdeki uzun ve gerçekçi müsabaka sahneleri spikerin anlatımıyla beraber tırnak yedirecek kadar başarılı çekilmiş.

Aamir Khan ise tüm diğer filmlerinin arasından sıyrılıp favorim olan bu filmi için apayrı bir övgüyü hak ediyor. Karakteri için gerçekleştirdiği inanılmaz kilo değişimiyle Bolllywood’un Christian Bale’i olarak adlandırıldı. Mahavir Singh Phogat’ın yaşlılık dönemi için %38 yağ oranına ve 97 kiloya çıkan oyuncu, çekimlerin tamamlanmasının ardından gençlik dönemi için %10 yağ oranına ve 75 kiloya düşmeyi başarmış. Kendisini bu kadar adadığını ve filmin de temelinde “adanmışlığı” konu aldığının düşünürsek, Dangal’ın başarısına büyük bir saygı duymak gerek.

Bir Cevap Yazın