Orianthi – Believe (2009)

1985 doğumlu Yunan asıllı Orianthi, kadın gitaristler denildiğinde aklıma gelen ilk isimlerden. Joni Mitchell, Pat Benatar, Joan Jett, Lita Ford gibi efsanelerin arasına ismini yazdırmayı çok genç yaşında başarmış bir isim. Steve Vai’nin yanında pişmiş, 18 yaşında Santana ile beraber sahne almış, MJ’nin son dönem gitaristliğini yapmış, liste uzar gider…

2007 yılında yayınladığı debut albümü Violet Journey ile gitar bazında esip gürlese de albümdeki parçalar, müzikal kalite bakımından oldukça zayıftı. Kendisi de bunu fark etmiş olacak ki, 2009 yılında çok daha sağlam bir prodüktörle, Howard Benson‘a stüdyoya kapanarak bu harika albüme imza attı.

Albüme adını veren Believe parçası, Danimarkalı sanatçı Niels Brinck‘in 2009 Eurovision Şarkı Yarışması için yaptığı Believe Again üzerinden yapılmış harika mı harika bir yorum. Guitar Hero Warriors of Rock’da yer alan ve oyunu oynayanların aşina olacağını düşündüğüm Suffocated da yine bu albümde yer alan bir Sound the Alarm coverı olarak karşımıza çıkıyor.

Albüm bana müzikal kalitesi ve parçaların kadınsı coşkusuyla sıklıkla Avril Lavigne‘in 2002 yılında çıkardığı debut albümü Let Go‘yu hatırlatıyor. Son zamanlarda iki albümü de birbirinden ayrı tutamıyor, arka arkaya dinliyorum. Orianthi’nin gitar tekniği ve aralara gömdüğü dozunda sololar iki albümü ayıran en büyük müzikal fark sanırım.

Albüm içerisindeki favori parçam Feels Like Home olmakla beraber Believe ve According to You da sıkılıkla tek olarak dinlediğim parçalardan. Bir de Steve’nin imzasını taşıyan, albümdeki tek sözsüz parça Highly Strung var ki, ikilinin beraber çektiği klibi ile tam bir başyapıt. İzlerken resmen kral ve kraliçeyi izliyormuş gibi oluyor insan. Albümün parça listesi şöyle:

  1. According to You
  2. Suffocated
  3. Bad News
  4. Believe
  5. Feels Like Home
  6. Think Like a Man
  7. What’s It Gonna Be
  8. Untogether
  9. Drive Away
  10. Highly Strung
  11. God Only Knows

If I was going to pass the baton to somebody, she would be my first choice. -Carlos Santana

The Cranberries – No Need To Argue (1994)

The Cranberries‘in ikinci albümü olan No Need To Argue, Waltzing Back, Sunday ve Linger gibi harika parçaları içeren ilk albümleri Everybody Else Is Doing It, So Why Can’t We? sonrasında, insanların “ne yapacaklar?” diye beklediği bir dönemde, baskı altında hazırladıkları bir şaheser olmuş.

Dolores O’Riordan‘ın, grubun 1993 İngiltere turnesi sırasında, Warrington’daki IRA saldırısı sonucu hayatını kaybeden iki çocuğun konu edildiği bir haberden etkilenerek sözlerini yazdığı Zombie şüphesiz ki 90’lı yılların en çok ses getiren, akılda kalan şarkılarından birisi oldu. Büyük bir acının, öfkenin ve hüznün şarkısı olan parça, MTV tarafından 1994’ün en iyi single parçası olarak seçilmiş. Devamını Okuyun »

Norah Jones – Day Breaks (2016)

norah-jones-day-breaks-2016

Son albümü Little Broken Hearts yayınlanalı dört sene geçmiş ama ben albümü alışımı, dinleyişimi dün gibi hatırlıyorum. Yıllardır Norah Jones’un tüm şarkılarını o kadar çok seviyor ve dinliyorum ki, hiç yeni albümü ne zaman çıkacak diye düşünmüyorum; aslında şu ana kadar söylemiş olduğu her parçanın, yeryüzüne fazlasıyla yetebileceğine inanıyorum. Bu yüzden albümlerini yalnızca haberini aldığım zaman büyük bir sevinçle karşılıyorum. Haberini alıp sevindiğim ilk albüm The Fall‘dan beri de her albümünü bu blogda paylaştım sanırım.

Dört yıllık aranın ardından gelecek yeni albümü Day Breaks, 7 Ekim 2016’da yayınlanacakmış. 12 parçadan oluşan albümde 9 yeni şarkının yanı sıra Horace SilverNeil Young ve Duke Ellington‘dan seçtiği 3 cover yer alıyor. Her ne kadar ilk defa bir albüm kapağını beğenmemiş olsam da, albümden şu ana kadar yayınlamış olduğu iki parçaya (Carry On ve Flipside) da bayıldım. Devamını Okuyun »

Fires of Rome – You Kingdom You

Fires of Rome – You Kingdom You

Fires of Rome, 2009 yılında çıkardıkları You Kingdom You ‎albümüyle büyük bir çıkış yakalamış, Amerikalı harika bir grup. Bundan fazlası yok. Harika bir çıkış yakalasalar da, devamı gelmemiş. Zirveyi yakaladıklarında, zirvede bırakmak istemişler sanırım. Grup hakkında epey bir bakınsam da elle tutulur bir bilgi bulamadım. Albüm sonrasındaki tek çalışmaları, albümde yer alan Set In Stone isimli parçaya remix yapmak ve Youtube’da paylaşmak olmuş. Gruba ait bir internet sitesi ne yazık ki yok, yalnızca bir Myspace sayfası mevcut ama o da uzun süredir kullanılmıyor. Bu adamlar kimdir bilmiyorum ama, umarım yaptıkları müziğe devam ediyorlardır. Devamını Okuyun »

Kimbra – The Golden Echo (2014)

Kimbra – The Golden Echo (2014)

Kimbra‘nın 2011 yılında çıkardığı harika albümü Vows‘un ardından merakla beklenen ikinci albümü The Golden Echo 19 Ağustos’ta yayınlandı. Albümde yer alan ve yıl içerisinde yayınlanan iki singleı, 90′s Music ve Miracle‘ı pek beğenmediğim için albümden büyük bir beklentim yoktu ancak albümün tamamını dinlediğimde, “bu kadın alternatif müzikte harikalar yaratıyor” dedim. Devamını Okuyun »