Gelecek 50 Yıl – John Brockman

John Brockman‘ın NTV Yayınları‘ndan çıkan, okumadığım tek kitabı Gelecek 50 Yıl‘ı da nihayet okudum. Bu kitabın içeriğini oluşturan soru, diğer kitapların aksine bir Edge sorusu değil, ancak bir Edge sorusu kadar dikkate değer. 2000’li yıllara girmeden önce, John Brockman alanında önemli yere sahip 25 bilim adımına, “gelecek 50 Yıl’da bizi bilime ve hayata dair ne gibi değişiklikler bekliyor?” diye sormuş ve aldığı cevapları 2002 yılında çıkardığı bu kitapta bir araya getirmiş.

Kitabı oluşturan temel konular içerisinde, Dünya dışında yaşam ve yapay zeka ağırlıklı olarak yer ediniyor. Özellikle birçok bilim adamının artık Dünya dışında yaşamın yanlış bir önyargı ile arandığı konusunda ortak görüşe varmış olduğunu açık bir şekilde dışa vuruyor. Bu görüş, bilim adamlarının dünya dışında canlı ararken, hücre yapısı, üreme, çevresel tepki, adaptasyon vs gibi bildiğimiz canlı özelliklerini aradıklarını, “hiç karşılaşmadığımız bir canlı özelliği” olasılığını dikkate almadığını savunuyor. İşte yıllardır düşündüğüm şey!

Ayrıca belirmeliyim ki, kitabın çevirisi bir önceki kitap İyimser Gelecek‘in çevirisi gibi kötü de değil. Okunabilecek, güzel bir çevirisi var. Yine de uyarmalıyım, bu kitap içerisinde Edge sorularından oluşturulan kitaplara nazaran çok daha fazla bilimsel terim ve kuram bulunuyor. Bu sebeple, bazı bölümleri iyice anlamak için bir yandan da Google araştırması yapmak durumunda kalabiliyorsunuz.

Kitabın Künyesi

Gelecek 50 Yıl – John BrockmanKitabın Adı: Gelecek 50 Yıl
Orjinal Adı: The Next Fifty Years
Editör: John Brockman
Çeviri: Nurettin Elhüseyni
Kapak Tasarımı ve Grafik Uygulamaları: HaliliBudak Akalın
Düzelti: Hasan Aydın
ISBN: 978-975-6690-62-8
Sayfa Sayısı: 344
Yayınevi: NTV Yayınları

” Dünyanın en önemli popüler bilim yazarlarından John Brockman, herbiri kendi alanında önde gelen 25 bilimciyi biraraya getirerek, bilimin ve dolayısıyla hayatımızın geleceğine dair aydınlatıcı bir manzara çiziyor. “

Kitaptan Alıntılar

2-) Öğrenilmesi olanaksız İkame Yasası: Toplum daha yenisini değil, daha iyisini bulduğunda, bir şeyin yerine başka bir şeyi koyar. Her şeyin elli yıl sonra farklı olmasını beklemeyin. Temel şeyler aynı kalır. Bu apaçıkmış gibi görünür, ama öyle değil.

Geçen yaz New York Times’ın ön sayfasında şöyle bir manşet vardı: “E-KİTAP ÇAĞI TAHMİNLERİ ERKENMİŞ MEĞER.” Ondan bir yıl önce, Ağustos 200’de Barnes & Noble, Microsoft ve başka birkaç şirket e-kitap çağına girildiğini resmen duyurmuştu. Demek, bu kocaman tahmin yanlıştı. Kitabın iki bin yıl varlığını sürdürmesinin akla yakın sebebi bilgisayar mühendislerinin yerine koyacak bir şey bulamaması değil, kitabın güzel bir şey olması mı acaba? Ben daha 1999’da (yine Times’ta) “Kitapların yerine bilgisayarları geçirmek, daldan koparılmış çiçeklerin yerine plastik çiçekleri geçirmeye benzer,” diye yazmış ve kitabın son iki bin yılın en büyük tasarımı olduğunu ileri sürmüştüm.

Fakat geçen yaz Times’ta çıkan haberin harika yanı aynı hikayeye daha önce de tanık olmamızdı. Xerox ta 1970’lerde kitapların ölümünü ve (sonuç itibariyle) “e-kitap”ların yakında görülecek doğuşunu ilan etmişti. Kesin olan bir şey var. On ya da yirmi yıl kadar sonra, başka bir Times manşeti göreceğiz: “UZMANLARIN EN SON TAHMİNLERİNE KARŞIN, KİTAP KONUMUNU KORUYOR GİBİ.” (Entellektüeller başka insanların hatalarını yeniden ısıtıp sunmada uzmanlaşmış kişilerdir.)

Elli yıl son hâlâ kağıda basılı kitapları okuyor ve tuval üstünde yapılmış tablolara bakıyor olacağız. Bugün Beethoven dinleyecek ve Fred Astaire filmlerini seyredecek kadar şanslıysanız, elli yıl sonra da bunları yapıyor olacaksınız -tabii hâlâ hayattaysanız.

David Gelernter, Yale Üniversitesi’nde Bilgisayar Bilimi Profesörü

Bir Cevap Yazın