İdam Çığırtkanlığının Gölgesinde…

Son günlerde ülkemizde yaşanan acı olaylar… Hepimiz kızgınız, öfkeliyiz. Daha da kızgın, daha da öfkeli olmalıyız. Sokaklara dökülüp caydırıcı önlemler alınması için hükumete baskı yapmalıyız, daha ağır cezalar için birlik olmalıyız. El birliği ile “küçüğün rızası” diyenleri, “bir kereden bir şey olmaz” diyenleri koltuklarından indirip, bu iğrenç olaylara karşı dik durabilecek insanların o koltuklara getirilmesini sağlamalıyız. Bu bizim insan olarak, halk olarak en tabii görevimizdir. Bunları yapamayıp, “idam” diye bağırmak, idamın getirilmesini istemek kolaya kaçmaktır. Halkın görevini yapmamasıdır. İdam getirilsin diyenleri iki kez, üç kez, on kez yeniden düşünmeye davet ediyorum.

Mevcut rejime idam yetkisi vermenin, geri dönüşü olmayan büyük bir karanlığa yol açacağı düşüncesindeyim. Bu ülkede idam varken başbakan asıldı, sanıyor musunuz ki idam yalnızca katiller için, tecavüzcüler için getirilmek isteniyor? Üç gencin asılması için oylama yapılan mecliste Menderes’in intikamı için “üçe üç” sesleri yükseliyormuş. Aradan geçen bunca senede insanlığımızın, ülkemizin 6-0 kaybettiğini hâlâ anlayamıyor musunuz? Hukukun olmadığı bu ülkede idamın yolu herhangi bir gerekçeyle açılırsa, bir süre sonra bu rejim “vatan haini” diye kimleri asar bir daha düşünün, buna göre ölüm çığırtkanlığı yapın lütfen…

Bir Cevap Yazın