İyi Yıllar

Aslında bu yazıyı Seneye Görüşürüz başlığıyla dün yazmam gerekiyordu ama hayat şartları işte; alkol yazdırmıyor, söyletiyor arkadaş.Dün akşam çok konuştum ama yazamadım bir türlü, şimdi yazıyorum 2010 yazımı.

Umutlanmayın hemen; ben, yeni yıl size sağlık, mutluluk ve para getirsin gibi espirileri geçeli yıllar oluyor. Bekleyene birşey geldiği yok çünkü; çalışmak çalışmak çalışmak arkadaş. Yeni yılda aklınızı biraz toplayın da calışarak alın tüm bunları, dilekle değil.

Hadi dilekle alın diyeceğim ama benim gibi değilsiniz ki, çok şey istiyorsunuz be arkadaş. Benim dileğim basit; 2010 yılında 2010 litre bira fazla olmaz heralde :D Bana fazla tabi de, yalnız içilmez ki..

Ama olacak galiba bu dileğim; yeni yıla nasıl girersen öyle devam eder diyorlar çünkü. Gerçi ben içerek giremedim; bir pubdan kalkmış diğerine giderken yolda 2010′a girdiğimizi farkettik arkadaş, benim gibi adama yapılır mıydı bu?

Neyse yılbaşı akşamımı uzun uzun yazacağım ama öncesinde sizler için yeni yıl dileğim var. Şaşırdınız değil mi ? Ama harbiden diliyorum, şaka değil. Yeni yılın “aklınızı başınıza getirmesini” diliyorum arkadaş. Sonrasında başlıyorum yılbaşı akşamıma.

Çağıran çok olmasına rağmen evden çıkmak gibi bir amacım yoktu aslında. Ama nasıl bir şansım varsa yılbaşı akşamı keyfimi kaçıracak birşeyler yaşadım. Konu önemsiz ve ufak olsa da kaçırdı birkez keyfimi; ben de“hadi eyvallah dedim çıktım evden.

İyi içen, içtiği kadar anlamlı konuşan bir arkadaşım varken neyleyim derdi düşünceyi. Buluştuk  “Tolga Akyarar” ile, çıktık bir sefere. Kadıköy’e filan geçesim de yok, ilk defa Pendik’teki pubları deneyelim dedik. Bütün akşam o pub senin bu pub benim takıldık..

Eee içmişsin işte ne var bu  kadar deme hemen. Anlatmak istediğim kendi kafandan birisiyle içmek arkadaş. O kadar içtik ama felsefe ve tarih ve siyaset dışında pek bir konu konuşmadık koca akşam.

Düşünsenize ? Kız yok, dert yok. Siyasi görüşürü Nasyonel Sosyalizm olan bir adamla oturmuş dünya tarihine bakıyorsunuz, Hitler‘in şerefine içiyorsunuz. Tam o sırada mekanda Bella Ciao” tarzında bir müzik de başlıyor, harbi uçuyorsunuz o günlere.

Hayyam diyorsunuz, Ömer Hayyam!  Sonra vuruyorsunuz kupaları. “Agnostik” bir adamla din felsefesi yapıyorsunuz saatlerce. Felsefeden girip felsefik sözlere kayarken de Napolyon‘da buluşuyorsunuz. O konudan o konuya nasıl atladığınızı bile anlamazken “Kural 1 Asla Moskova’ya Yürüme” derken buluyorsunuz kendinizi.

(Tabi mekanlardan birinde tanıştığımız bir eleman da vardı. Bayağı konuştum ama dinledi, sevdi galiba söylediklerimi. Yanlış hatırlamıyorsam Suat’dı ismi, anıyorum onu da buradan. Ekleyecekti Facebook’ta :D )

Kaçıncı mekan ve bira hatırlamıyorum ama en sonunda yorulduk ve Teoman dedik. Nasıl tanıyorsun kadınları bu kadar iyi arkadaş ! dedik.. İçtik onun da şerefine, kapattık geceyi. Sonra taksiyle eve, bilgisayar başına..

Ne olaysa şu msn virüsünden bulaşmış birde. Komik tarafı bütün akşam bilgisayarın açık olması ama başında kimsenin olmaması. Nasıl bulaşmış arkadaş, antisi filan da var, anlamadım. Millete atıp durmuşuz, varsa problem yapan, ona kanan; kusura bakmasın, temizleriz :D 2010′a virüsle soktuk milleti iyi mi…

Ama her şey kafanda biter arkadaş ! Nasıl girdiysem öyle devam eder deme, düzelt kendini düzelt..

“Ve sabah olur, başımdaki ağrı her şeyi unutturur..”

(Parantez içinde yazı sonu notu: o kadar biradan sonra gerçekleşmesi gereken kusma eylemini bu yazıyı yazarken gerçekleştirdim arkadaş, merak etmeyin :)

"İyi Yıllar" bu yazı 1 Ocak 2010 tarihinde "Günlük Olaylar" kategorisinde yayınlanmış olup "Murat" tarafından yazıldığı sanılmaktadır..Ve sayaçların yaptığı açıklamaya göre 141 views kere okunduğu söylenmektedir..

This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.

Bu Yazı Hakkında Birşeyler Demek İstermisiniz?