Kuro-Obi – Siyah Kuşak (2007)

2007 yılında gösterime giren Kuro-Obi (Black Belt), baş rollerinde iki usta karatecinin, Tatsuya Naka ve Akihito Yagi‘nin rol aldığı, gerçek dövüş sahneleri içeren Japon yapımı bir karate filmi. Öğrencilerime sürekli tavsiye ettiğim filmin, Karate-Do’nun ne demek olduğunu izleyen herkese hem felsefi anlamda hem de teknik anlamda çok güzel yansıttığını düşünüyorum.

Hikayemiz, 1932’de Japon işgali altındaki Maçurya’da başlıyor. Shibaura isimli dojoda eğitim görmekte olan üç karateci, Giryu, Taikan ve Choei, ustaları Eiken Shibahara gözetiminde yoğun çalışmalar yaparken, bir gün okulları askeri polis tarafından basılıyor. Japonların amacı, bölgedeki tüm dojoları işgal etmek ve kendi çıkarları için kullanmaktır.

Akihito Yagi (7. Dan) Yûji Suzuki (1. Dan) & Tatsuya Naka (7. Dan)

Askeri polisin dojonun imparator tarafından onaylanmış izin belgesini yırtması ve Choei’nin kolunu kesmesi üzerine, Taikan hocasının sözünü dinlemeyerek polisleri düelloya davet ediyor ve yapılan düelloda Giryu ile beraber dojoyu geçici olarak kurtarıyorlar.

Bunu takip eden olay ise, hocaları Eiken Shibahara’nın ölmesi oluyor. Shibahara’nın ölmeden önce polislerin geri döneceğini ve direnmemeleri gerektiğini söylüyor. Kendisinin yerine geçecek, siyah kuşağı alacak kişiyi seçme görevini ise kolu kesilen ve karate yapamayacağını düşünen Choei’ye bırakıyor.

Üç öğrenci hocalarının son sözlerini dinleyerek okuldan ayrılıyorlar ve kendi yollarına gidiyorlar. Giryu hocasına verdiği sözü tutmaya ve kimseye saldırmamaya çalışıyor. Taikan ise orduda karate öğretmeye başlıyor ve kendisini geliştirmek için sürekli düello yapması gerektiğini düşündüğü için diğer okulların hocalarına düello teklif ederek onları öldürüyor. Bu sayede ordu adına dojoları da ele geçiriyor. Son olarak da, siyah kuşağı elde etmek için Giryu’yu yenmesi gerektiği düşünmeye başlıyor.

Yönetmenliğini Shunichi Nagasaki‘nin yaptığı film, Japon karate ruhunu vurgulayan çok iyi bir hikayeye sahip; hem Giryu hem de Taikan karakterleri karateyi ve dövüş sanatlarını farklı şekillerde temsil ediyor. Taikan saldırgan bir dövüşcüyken ve rakiplerine zarar vermekten kaçınmazken, Giryu bunun tam tersini simgeliyor ve gücün insanın içerisinde kontrol etmesi gereken bir şey olduğunu düşünüyor.

Masato Kaneko‘nun görüntü yönetmenliğinde, hiçbir görsel efekt içermeyen gerçekçi dövüş sahneleriyle de dikkat çeken filmde, özellikle siyah kemer eğitiminin gösterildiği ilk sahneler çok güzel yansıtılmış. Birçok dövüş sahnesinde eksik ya da fazla teknik yok. Dövüşler olması gerektiği gibi ve doğrudan amaca yönelik yapılmış.

Bir dövüşte karakterlerin 50’ darbe alıp yıkılmadığı, tek ayak üzerinde rakibini beklediği, atlayıp zıplarken karşı taraftan dayak yemediği dövüş filmlerinden sıkıldıysanız, hem felsefi anlamda hem de görsel anlamda doyurucu bu filmi mutlaka izlemelisiniz.

Bir Cevap Yazın