Nehir Olabilmek İçin Suyun Akıyor Olması Gerek…

Hayatın iniş ve çıkışlarla dolu olduğu söylenir. Benim hayatımda iniş ve çıkışlarım bir süredir oldukça sık gerçekleşiyor diyebilirim. Ne kadar sert bir düşüş yaşarsam hemen arkasından büyük bir yükseliş yaşıyorum. Yükseliş de arkasından büyük bir düşüş getiriyor. Bu durumun kısa aralıklarla sürekli tekrar ediyor olması çözemediğim sorunum; kendimi bir trambolinin üzerindeymiş gibi hissediyorum.

İlk başlarda epey eğlenceli geliyordu, her türlü sert inişe karşın dayanmayı ve keyif almayı bildim. Yine de bir süre önce refah içerisinde yaşama düşüncemin özgürlük ve eğlence içgüdülerimden daha ağır basmaya başladığını itiraf etmem gerek. Bu konuda bir karar vermeden, bir şey yapmadan önce bu düşünceleri kendi içgüdülerimle oluşturup oluşturmadığımı merak etmeye başladım. Bu düşünceler benliğimde mi oluştu yoksa toplum tarafından beynime enjekte mi edildi?

-ancient-meditation-architecture-234541.jpeg

Cevabımı ararken geçmişe bir yolculuk yaptım ve kendimi gençken her kirlendiğimde yıkanıp temizlenmek için girdiğim nehirde buldum. Yalnız bu sefer içinde pek fazla kalamadım. Nehrin yıllarca aktığı, değiştiği ve artık bana göre olmadığı ilk düşüncemdi ama kurulanıp kendime geldiğimde kafamda farklı bir düşünce belirdi: Herakleitos “aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” demekle aslında bazı şeylerin ancak değişerek aynı kalabildiğini söylemiş olabilir miydi? Yani nehrin, nehir olarak kalması ve bir göle dönüşmemesi için suyun sürekli akması gerektiğine vurgu yapıyorsa? Gerçek buysa, bizim de aynı kalabilmek için değişmemiz gerektiği anlamına geliyor.

Birçok şeyin gerçekliğinden emin olamadığım gibi bu düşüncenin de gerçekliğinden emin değilim. Yine de trambolinden kurtulabilmek adına bir parça da olsa doğru kabul edip bir şeyler deneyimliyorum bir süredir. Geceleri, Ay’ın çekiminin içimdeki suları akıtmasına izin veriyorum, deliliğin fantastik bir türünü çağrıştırıyor. Gündüzleri ise başka nehirlerle birleşiyorum, bilmediğim okyanuslara ulaşabilmek için…

Bir Cevap Yazın