Roberta Flack – Killing Me Softly with His Song (Efsane Coverlar #29)

Amerikan müzik grubu The Fugees‘un beş senelik müzik yolculuğu, 1996 yılında yayınladığı The Score albümünde bulunan, tüm dünya listelerinde bir numarayı görmüş Killing Me Softly with His Song ile ölümsüzleşti. Parça, Lauryn Hill‘in eşsiz sesiyle, özellikle benim gibi Y kuşağı mensuplarının tüm dünyada ezbere bildiği parçalardan birisidir.

Grubun dağılmasının ardından parçayı yorumlayan Roberta Flack, dünyaya adeta yeni bir bebek getirmiş. Kadife ve pürüzsüz sesi, dinlerken tam da parçanın sözlerine uygun olarak incinme ve yıkım hissi uyandırıyor; dinleyenleri gerçekten de yavaşça öldürüyor….

İşte bu yüzden, parçayı Hip Hop tarzından ayırarak The Fugees’un reggae müzik kültürünü daha çok ön plana çıkaran bu harika yorumu, efsane coverlar arasına yazmazsak olmaz.

Logoyu Büyütenler: Büyük Fikirlerin Hikayesi

Logoyu Büyütenler, 2014 yılında Reklamcılar Derneği‘nin 30. yılı anasına çelmiş, aynı yıl 26. Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’nde gösterime girmişti. Belgeselde, Eli Acıman tarafından kurulan Türkiye’nin ilk reklam ajansı Manajans’tan bugüne, Türk reklamcılığını yapı taşları yer alıyor.

2013-2014 yıllarında derneğin başkanlığını yapan Alper Üner‘in girişimiyle başlatılan belgeselin yönetmen koltuğunda Özer Selik oturuyor. Haluk Mesci, Nazar Büyüm, Ersin Salman, Jeffi Medina ve Paul McMilllen gibi Türk reklam sektörünün önemli isimleriyle röportajlar içeren belgesel, tüketicilerde iz bırakan, unutulmayan reklamlar üzerinden ilerliyor.

Belgeseldeki reklamları benim gibi döneminde izleyememiş olsanız da, birçoğuna yıllar içerisinde çeşitli yerlerde rastladığınızı, hepsine bir aşinalığınız olduğunu fark ediyorsunuz. Şener Şen‘in oynadığı Aç-Kapa Artema reklamları, Efes Pilsen‘in Bira Bu Kapağın Altındadır kampanyası, Kent‘in bayram reklamları, Yapı Kredi‘nin Bay Pardon reklamları ve Cem Yılmaz‘ın oynadığı Doritos reklamları gibi birçok unutulmaz reklamın hikayesi bu belgeselde sizleri bekliyor…

Todoist: Herkes İçin Kullanışlı Yapılacaklar Uygulaması

Todoist Nedir?

Todoist, hayatını düzene sokmak isteyenler için hazırlanmış, çevrimiçi yapılacaklar listesi oluşturmanızı ve yönetmenizi sağlayan oldukça kullanışlı bir görev yöneticisi uygulamasıdır. Diğer uygulamaların aksine birçok platformda kullanılabilir olması, çevrimiçi çalışması, minimalist tasarımı ve ücretsiz sürümünde çok fazla fonksiyon sunması, Todoist’i benim için vazgeçilmez uygulamalarımdan birisi haline getirdi.

Diğer Görev Yöneticilerinden Farkı Nedir?

Benim için, Todoist’i diğer uygulamalardan ayıran özelliklerinin başında dikkat dağınıklığını engelleyen minimalist ve işlevsel bir tasarıma sahip olması geliyor. Bunun haricinde uygulamanın ücretsiz versiyonundaki dikkat çekici özellikler şunlar:

Todoist Hangi Platformlarda Çalışıyor?

Todoist halihazırda Android, iOS, macOs, Windows ve Chrome başta olmak üzere 10+ platformda senkronize çalışıyor. Ben, kullanmakta olduğum android cihazımda bir ekranımı Todoist widget için ayırıyorum. Gün içerisinde yapmam gereken her şeyi, elimin altındaki tek bir ekranda görüp yaptıkça tik atabiliyorum.

Windows 10 için masaüstü uygulaması da bilgisayarımda sürekli olarak açık buluyor, bilgisayar başında olduğum zamanlarda da bu uygulamayı kullanıyorum. Chrome uygulaması yüklü olsa da, bir fonksiyonu haricinde pek kullanmıyorum. Kullandığım bu fonksiyon da bayıldığım “web sitesini görev olarak ekle” butonu; herhangi bir siteye sağ tıklayıp görev olarak Todoist’e ekleyebiliyorsunuz. İlgimi çeken ve daha sonra okuyacağım içerikleri görev olarak eklemek unutmamamı sağlıyor. Bu özelliğe ben modern yer imi yöneticisi diyorum; artık yer imlerine ekleyip okumayı unuttuğum içerikler yok.

Todoist Premium Ücreti ve Özellikleri

Yeni başlayanlar ve günlük kullananlar için çok gerekli olmasa da, proje planlayan kullanıcılar için Todoist Premium oldukça gerekli. Premium sürümünün en öne çıkan özellikleri, etiketler, hatırlatıcılar ve bulut sistemlerinden sınırsız dosya yükleme. Bunların haricinde görevleri dışa aktarım yaparak takvim uygulamasına gömebilme özelliği ve otomatik yedekleme özelliğini de oldukça fonksiyonel buluyorum. Todoist Premium’un yıllık ücreti 28.99 $ olarak belirlenmiş. Aylık olarak 2.5 $ gibi bir rakama denk geliyor.

Morphopolis (Küçük Oyunlar #2)

Fantastik bir dünyada çiçek böcekle uğraşmaya ne dersiniz? Morphopolis, puzzle sevenlerin bayılacağı, böcek dünyasının dönüşüm ve keşfini konu alan bir puzzle oyunu; gözü ve ruhu çok fazla yormuyor ama zihninizi yormaya ve son bölümdeki zor bulmacaya hazır olun.

Bu küçük oyunun hem Steam başarımları hem de Steam koleksiyon kartları bulunuyor. Videodan da anlaşılabileceği gibi harika grafikleri var ki, bu grafiklerle bir ödül bile kazanmış. Tüm bu görsel şölene eşlik eden enfes müzikleri de olunca, oyun tadından yenmiyor.

WordPress İçin İçerik Botu Yazma Mantığı

Bazen oluşturduğum veri tabanlarındaki içerikleri, bazen de çeşitli sitelerden içerikleri CC BY-ND ve benzeri lisanslar ile yazı olarak WordPress’e aktarmam gerekiyor. Bunun için de doğal olarak içerik botu dediğimiz botları yazmaya ihtiyaç duyuyorum. Bu yazımda, botlar ile çektiğimiz içerikleri WordPress’e nasıl eklediğimizden bahsedeceğim.

Senaryomuz open source bir kaynak olan TMDb’den filmleri çekerek sitemize eklemek olsun. Bunun için file_get_contents() gibi bir fonksiyonla siteye bağlandığımızı CURL fonksiyonu ile de içeriklerimizi çektiğimizi ve değişkenlerimize tanımladığımızı varsayıyorum. Elimizdeki değişkenlerimiz şunlar olsun;

$filmadi
$yonetmen
$filmaciklamasi
$filmturu
$oyuncular

Şimdi bu değişkenlerimizin içeriğini WordPress’e yazı olarak ekleyelim.

Bunun için wp_insert_post fonksiyonundan yararlanacağız. Ancak öncellikle dikkat etmemiz gereken şey, bu fonksiyon ile bir post insert etmeden, yani eklemeden önce eklenecek yazının başlığı, içeriği, kategorisi gibi değişkenleri tanımlamalıyız.

Fonksiyonumuzun varsayılan dizimi şöyle;

$defaults = array(
  'post_status' => 'draft',
  'post_type' => 'post',
  'post_author' => $user_ID,
  'ping_status' => get_option('default_ping_status'),
  'post_parent' => 0,
  'menu_order' => 0,
  'to_ping' =>  '',
  'pinged' => '',
  'post_password' => '',
  'guid' => '',
  'post_content_filtered' => '',
  'post_excerpt' => ''
);

Kullanabileceğimiz parametreler ise şunlar;

$post = array(
  'comment_status' => [ 'closed' | 'open' ] // 'closed' yoruma kapalı.
  'ID' => [  ] //Eğer bu değer varsa ilgili yazı güncellenir.
  'menu_order' => [  ] //Yeni yazı bir sayfa ise menü sırası.
  'page_template => [  ] //Sayfa için şablon belirtir.
  'ping_status' => [ ? ] //Ping durumu?
  'pinged' => [ ? ] //?
  'post_author' => [  ] //Yazarın kullanıcı ID'si.
  'post_category => [ array(, ) ] //Yazı kategorileri.
  'post_content' => [  ] //Yazının içeriği.
  'post_date' => [ Y-m-d H:i:s ] //Yazılma zamanı.
  'post_date_gmt' => [ Y-m-d H:i:s ] //Yazının yerel saatteki yazılma zamanı.
  'post_excerpt' => [  ] //Yazı özeti.
  'post_parent' => [  ] //Yazının bağlı bulunduğu ana sayfası.
  'post_password' => [ ? ] //Yazı için gerekliyse parola.
  'post_status' => [ 'draft' | 'publish' | 'pending' ] //Yeni yazının yayımlanma durumu. Taslak, yayımlanmış, onay bekliyor.
  'post_title' => [  ] //Yazının başlığı.
  'post_type' => [ 'post' | 'page' ] //Yazının türü, yazı, sayfa.
  'tags_input' => [ ', , ' ] //Etiketler.
  'to_ping' => [ ? ] //?
);

Şimdi bu değişkenlerin temel olanlarını kullanarak yazımızı ekleyelim;

$my_post = array();
$my_post['post_title'] = $filmadi[0];
$my_post['post_content'] = $filmaciklamasi[0];
$my_post['post_status'] = 'pending';
$my_post['post_author'] = 1;
$my_post['post_category'] = array(1);
$my_post['tags_input'] = $filmturu[0]. " , " .$oyuncular[0]. " , " .$yonetmen[0];

wp_insert_post( $my_post );

Buraya kadar olan kısım temel, basit bir yazı eklemek. Elbette ki bir film içeriği yukarıdaki gibi düz yazı olarak eklenmez. Mutlaka temamızda yönetmen, oyuncu, filmin türü gibi birçok bilgiyi girdiğimiz özel alanlar vardır. İşte bu alanlara bilgi ekleyebilmek için de add_post_meta ya da update_meta_post fonksiyonlarını kullanabilirsiniz.

Ayrıca en çok sorulan sorulardan birisi de çekilen görsellerin nasıl öne çıkarılmış görsel olarak ayarlanabileceği oluyor. Bunun için de WordPress’in the_post_thumbnail fonksiyonuna ihtiyacınız olacak. Bu fonksiyonla tanımladığınız görsellerin boyutlarını belirlemek için de set_post_thumbnail_size fonksiyonunu kullanabilirsiniz.

12 Labours of Hercules (Küçük Oyunlar #1)

Uzun yıllardır herkes gibi ben de Company of Heroes, CS:GO, Age of Empires, Rome, League of Legends gibi popüler birçok oyun oynuyorum. Bu oyunları bir kenera bıraktığımızda bir de Steam indirimlerinden satın aldığım ya da Google Play’den indirip oynadığım bazı küçük oyunlar var ki, çok kişi tarafından bilindiklerini ve oynandıklarını düşünmüyorum. Bu yüzden böyle bir yazı dizisi başlatarak, oynadığım ufak ama eğlenceli oyunları paylaşmak istedim. İlk oyunu da grafiklerini, müziklerini ve oynanışını oldukça beğendiğim 12 Labours of Hercules.

12 Labours of Hercules (Küçük Oyunlar #1)

Oyunda, Herkül’ün karısı Hades tarafından kaçırılıyor, siz de karısını kurtarmak için çıktığı yolculukta Herkül’e yardım ediyorsunuz. Bu oyunda, Herkül’ün antik yunanda geçen 12 görevinden toplam 4 tanesini tamamlıyorsunuz ve karısını kurtarıyorsunuz. Her görevin 10 bölümü bulunuyor. Yani oyun toplam 40 bölüm ve birkaç bonus bölümden oluşuyor. Diğer 8 görevi için “12 Labours of Hercules II: The Cretan Bull” ve “12 Labours of Hercules III: Girl Power” oyunları yapılmış.

Oyun yalnızca mouse ile oynanıyor. Her bölümde işçileriniz var ve haritada altın-tahta-yiyecek olarak üç farklı kaynak mevcut. Size verilen bölüm görevini yapmak için (örneğin yolun üzerindeki kayaları temizlemek) işçilerinizi en hızlı ve mantıklı şekilde çalıştırmanız, elde ettiğiniz kaynakları da mantıklı bir şekilde kullanmanız gerekiyor. Oyunu normal olarak bitirmek kolay olsa da, Developer skorlarıyla yarışmak isterseniz yalnızca mouse ile oynanabilmesine karşın oyun sizi ekran karşısına kilitlemeyi başarıyor. Tüm başarımları tamamlamak için keyifli bir uğraş vermem gerekti.

Bugüne kadar Steam’de indirime giren, aldığım oyunlar arasında açık ara en keyiflisiydi. Oyunu bitirmemin ardından ilk yaptığım şey, serinin devam oyunlarını alarak onlara başlamak oldu, serinin 6 oyununu da tüm başarımları kazanarak bitirdim, sıra sizde…

WordPress Masaüstü Uygulaması ile Yazarken İçeriğinize Odaklanın

WordPress Masaüstü Uygulaması

Tarayıcı üzerinden içerik hazırlamayı blog yazarları için en zor işlerden birisi olarak görüyorum. Takıldığınız zaman yan sekmedeki sosyal medya hesaplarına gözünüzün kayması ya da hazırladığınız içeriklere görsel öğeler yerleştirmek can sıkıncı olabiliyor. Tarayıcıların ve sunucuların yavaşlığı da bunlara eklenince, basit bir içerik için bile oldukça fazla zaman harcayabiliyorsunuz.

Bu sorunu yaşamamak adına uzun yıllar boyunca Windows Live Writer uygulamasını kullandım. Live Writer’ın sonrasında da içeriğimi metin dosyalarında hazırlayıp, hazır içeriği kopyala-yapıştır yöntemi ile aktarma yoluna gittim. Bir seneyi aşkın bir süredir de WordPress Masaüstü Uygulaması‘nı kullanıyorum.

Responsive tasarımı sayesinde her boyuta kullanılabilmesi, hızlı olması ve doğrudan içeriğe odaklanılmasına daha çok imkan tanıması uygulamayı oldukça kullanışlı kılıyor. Bu artılarının yanında en büyük eksiği ise önizleme özelliğini uygulama içerisinde yapmıyor oluşu diyebilirim. Windows Live Writer’ın en sevdiğim özelliği buydu; bloğunuzun teması ne olursa olsun uygulama içerisinde önizleme yapabiliyordunuz.

Ayrıca resmi uygulamada henüz özel alan tanımlaması da yapılamadığını da belirteyim. Bu konuda oldukça fazla istek yapıldığı için, geliştirmeler sürüyormuş, ilk güncelleme ile beraber bu özelliğin gelmesi bekleniyor. Kısacası, uygulama metin ağırlıklı içerik hazırlayanlar için oldukça kullanışlı olsa da, tema destekli içerik hazırlayanlar için şimdilik pek kullanışlı değil. Yine de indirip el altında tutmanızda, güncellemeleri takip etmenizde fayda var diyebilirim.

The Jimi Hendrix Experience – All Along The Watchtower (Efsane Coverlar #28)

Parçanın orjinali Bob Dylan‘ın 1967 çıkışlı sekizinci stüdyo albümü John Wesley Harding içerisinde yer alıyor. Yıllar içerisinde Dylan’ın konserlerinde en çok söylediği parça olmakla kalmayıp, Rolling Stone tarafından tüm zamanların en iyi 500 parçasından birisi olarak gösterilmiş. Hal böyle olunca geçtiğimiz 50 sene içerisinde parçayı kimler coverlamamış ki?

Saymaya başladığımda Pearl Jam, Neil Young, U2Grateful Dead ve Eric Clapton aklıma gelen ilk isimler oluyor. Yine de The Jimi Hendrix Experience coverının bambaşka bir yeri var. Grubun üçüncü ve son stüdyo albümü Electric Ladyland içerisinde yer alan cover, birçok otorite tarafından Jimi Hendrix‘in en büyük eseri olarak kabul ediliyor. Her ne kadar bu görüşte olan otoritelerin Voodoo Child‘ı ne olarak gördüklerini merak etsem de, bu enfes covera diyecek bir söz yok; listemde olmazsa olmaz.

Unroll.me ile Gereksiz E-Postalardan Kurtulun

Unroll.me ile Gereksiz E-Postalardan Kurtulun

2014 yılında kabul edilen ve yürürlüğe giren 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun “izinsiz ticari elektronik ileti” gönderimini yasaklıyor olsa da ne yazık ki yasanın yürütmesi pek sağlıklı yapılmıyor. Bu yüzden her gün mail kutumuza farklı farklı firmalardan tanıtım mailleri alıyor, daha da kötüsü bu firmaların e-posta gönderim listelerine istemeden üye oluyoruz.

Kullanıcılarını bu gereksiz postalardan kurtarmak için kurulan Unroll.me birkaç yıldır ücretsiz olarak kullandığım ve oldukça sevdiğim uygulamalardan. Kayıt olduğunuz mail adresinizi tarayan ve üye olduğunuz tüm e-posta listelerini listeleyen uygulama, tek tıkla istemediğiniz listelerden çıkmanızı sağlıyor.

Dilerseniz sizlere tüm gereksiz postalardınızdan günlük olarak bir rollup, yani özet de sunan uygulama tamamen ücretsiz olmakla beraber oldukça basir bir arayüze sahip. Tüm e-posta aboneliklerinizi gözden geçirip istemediklerinizden tek tıkla ayrılmanız ortalama 5 dakika sürüyor. Unroll.me’nin kullanmakta olduğum web sürümünün yanı sıra App Store Uygulaması da mevcut.

Prison Break Kaldığı Yerden Devam Ediyor: 5. Sezon Başladı!

Prison Break Kaldığı Yerden Devam Ediyor

Neredeyse iki yıl önce, Prison Break’in yeniden çekileceği haberi dolaşmaya başladığında dizi ve devam durumu hakkında Prison Break Yeniden Çekilir Mi? başlıklı bir yazı yazmıştım. O günden bugüne çekimleri devam eden yeni sezonu büyük bir merakla beklemekteydik.

Dizinin 82. bölümü nihayet 5 Nisan’da yayınlandı ve 5. sezon 8 yıl aradan sonra resmen başladı. Oldukça beğendiğim ilk iki bölümün yanı sıra, hikayenin, karakterlerin, sanki dizi sekiz yıllık bir araya girmemiş de yalnızca yeni sezon 5 yıl sonradan başlamış gibi devam etmesi; tüm karakterlein, çekim tekniklerinin ve diğer birçok şeyin değişmemiş olması bana büyük bir heyecan yaşattı. Golden Globe ödülleri içerisinde “en iyi dönüş yapan dizi” kategorisi olsaydı, tüm zamanların en hakedilen dizi ödülünün sahibi olabilirdi sanırım diyorum ve yeni sezonun konusuna geçiyorum.

İlk iki bölümde, dizinini ilk sezonunun orjinal hapisane kadrosundan geriye kalan tüm oyuncuları gördük ve konuya çok hızlı bir giriş yaptık; “The Walking Dead’in bir sezonluk içeriğini iki bölümde işlediler” desem abartmış olmam.

Hikayemizde elbette ki Michael Scofield yaşıyor ve bir hapishaneden kaçma çabası içerisinde, bunun için de yine kardeşinin yardımını istiyor. Michael’ın yaşadığını öğrenen Lincoln, Sara, C-Note ve diğerlerinin 5 yıl içerisinde kurdukları hayatları birden değişiyor…

Şuana kadar dizide beklediğimiz, sahneye çıkmayan tek önemli karakter Alex Mahone oldu. Söylentiler karakteri canlandıran William Fichtner’ın yeni sezonda rol almadığı yönünde olsa da henüz kesin bir bilgi yok, o yüzden umutla beklemeye devam. Bir de benim ilk sezonlardan unutturulduğunu düşündüğüm, General Jonathan Krantz’ın kızı Lisa Tabak var ki, yeni sezonda tüm olayların arkasından çıkacağını düşünüyorum. Bakalım.

Velhasıl, yukarıda da bahsettiğim gibi, dizi tarihinin en güzel dizilerinden birisi 8 yıl aradan sonra hiç ara vermemiş gibi devam ediyor, izlemeyenler için ilk sezondan başlayarak izlenilecek harika bir dizi, kaçırmayın.