Walter Benjamin: Ezilenlerin Geleneği…

Ezilenlerin geleneği, bize içinde yaşadığımız olağanüstü halin gerçekte kural olduğunu öğretir. Yapmamız gereken, bu duruma uygun düşecek bir tarih kavramına ulaşmaktır. O zaman gerçek anlamda olağanüstü hal’in oluşturulması, gözümüzde bir görev niteliğiyle belirecektir; böylece de faşizme karşı yürütülen kavgadaki konumumuz, daha iyi bir konum olacaktır. Faşizmin bir şansı da, faşizme karşı olanların onu ilerleme adına tarihsel bir kural saymasıdır.

Yaşadıklarımızın yüzyılda “hâlâ” olabilmesi karşısında duyulan şaşkınlık, felsefe anlamında bir şaşkınlık değildir. Bu şaşkınlık, kendisine kaynaklık eden tarih anlayışının savunulamayacağı bilinmediği sürece, hiçbir bilme sürecinin başlangıcını oluşturmaz.

-Pasajlar, Walter Benjamin, s41

Atatürk Neden Bay ve Bayan Demiş? Kadın Terimini Neden Kaldırmak İstemiş?

Atatürk’ün “Bay” ve “Bayan” Terimleri Hakkındaki Görüşü başlıklı yazımın kaynağı ile ilgili bir eleştiri olmuş. Kaynak ben değilim ve yazımda kaynağı belirtmiştim ama gözden kaçtığını düşünerek detaylıca belirtmek  istiyorum. Nuri Ulusu, 12 yıl Atatürk’ün kütüphanecisi olarak görev yapmış , sırlarını paylaşmış ve öldüğünde yanı başında ağlamış bir isim. Atatürk ile çeşitli anılarını paylaştığı Atatürk’ün Yanı Başında isimli kitabı, Atatürk’ün günlük yaşantısına ışık tutan önemli eserlerden birisidir. Nuri Ulusu’yu biraz daha yakından tanımak isterseniz, aşağıdaki videoyu izlemenizi tavsiye ederim.

26 Kasım 1934 tarihinde yayınlanan 2590 sayılı kanunla, Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lakap ve unvanlar kaldırılmış, erkek ve kadın vatandaşların kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılması belirlenmiştir. Bunun sebebi nedir, bu kanunun “bay” ve “bayan” terimleri ile ne ilgisi vardır, açıklamak istiyorum.

Kurtuluş Savaşı’nın öncesindeki dönemde, halkın büyük bir kısmının cahil oluşu toplum içerisinde büyük bir sınıf ayrılığı yaratmıştı ve bu sınıf ayrılıkları gündelik hayatta en çok hitaplarda kendini belli ediyordu. Örneğin efendi terimi eğitim görmüş kişilere söylenirdi. Bey terimi ise Anadolu’da bölgenin ileri gelen isimleri için kullanılırdı. Bu terimler gibi paşa, şeyh vb. birçok hitap, birçok terim, aslında sınıf ayrılıklarını ortaya koyan terimlerdi.

Toplumsal sınıf ayrılıkları yaratan bu terimler gibi, doğrudan kadınları küçük düşüren ve cinsiyetçi sınıf ayrılığı yaratan terimler de vardı. Şöyle ki, o dönemde kadın ve hanım terimleri kadına duyulan saygıyı yansıtmıyor, tam tersine  “kadına sahip olma, kadını erkekten küçük görme” anlamı taşıyordu. Hatta kadın sözcüğü, “kızlığını yitirmiş olan” anlamına bile geliyordu. Yani bu terimler sözlük anlamlarını değil, toplum tarafından kendilerine yüklenen anlamları taşıyorlardı.

Bunu daha iyi açıklayabilmek için güncel bir örnek vermek istiyorum. Elli yıl önceye gidip birisine çomar diye hakaret etseniz, karşınızdaki kişi en fazla kendisine köpek dediğinizi düşünür, buna göre tepki verirdi. Ancak malumunuz, yaşadığımız toplumda bir kesim bu kelimeye başka bir anlam yükledi ve bu kelime artık bizler için sözlükte olan anlamını değil, üzerine yüklenen anlamı taşıyor. İşte o dönemdeki, kadın, kız, hanım terimleri de böyleydi. Toplumun kendilerine yükledikleri, hoş olmayan anlamları taşıyorlardı.

Atatürk’ün amacı, bey, beyim, efendi, kadın, hanım gibi tüm bu terimleri o günkü hafızadan silmek; bu sayede taşıdıkları çirkin anlamları yok etmek ve yeni terimler ile toplumun zihninde beyaz bir sayfa açarak toplumsal eşitsizlikleri ortadan kaldırmaktı. Bunu yaparken ortaya attığı bay ve bayan terimlerini de şöyle açıklıyordu: “Bay ne demektir, biliyor musun? Dur bekle, cevabını ben vereyim. Saygıya, hürmete layık insan, erkek demektir; bayan da, aynı saygı ve hürmete layık olan kadın demektir.”

Bakın dikkat edin, bay ve bayan için aynı saygı ve hürmete layıktırlar diyor. Erkeği kadından ayırıp daha üstün görmüyor. Nitekim “bir kadını evlenmeden önce ve sonrasında iki ayrı insan saymak bence çağdışı bir olaydır” cümlesiyle, kadınlara duyduğu saygıyı da fazlasıyla kanıtladığını düşünüyorum.

Kısacası, burada terimler değil niyet önemlidir. Atatürk’ün niyeti, o günün toplumunda neredeyse hakaret anlamına gelen kadın ve hanım gibi terimlerden kadınları kurtarmaktır ve bunu yaparken de kullanılacak yeni terimler için yalnızca tavsiyede bulunmuştur, “kararı zaman içinde milletim versin” demiştir.

Günümüz toplumunda ise durum tam tersine dönmüş durumda; toplumun bir kesimi, “bayan” kelimesinin kadınları küçültücü anlamı olduğunu söylüyor ve öneri olarak da “kadın” kelimesini sunuyor. Aslında bu sosyolojik açıdan oldukça doğal bir durum. Bugünlerde “kadın” terimini benimser ve kullanmaya başlarsak, bu terimin zaman içerisinde yeniden küçültücü anlamlarla dolmayacağının ve bundan elli yıl sonra bir grubun “bayan” terimini geri istemeyeceğinin garantisini verebilir misiniz?

Favori Black Mirror Bölümlerim

Black Mirror her ne kadar bir mini dizi olarak yayınlansa da, aslında dizi olmanın çok ötesinde bir yapıt. Teknoloji çağının insanlar üzerindeki etkisini irdelemesi ve toplumun en zayıf yönlerini acımasızca yansıtması sebebiyle tüm zamanların en iyi televizyon programlarından birisi olduğunu söylesek, abartmış sayılmayız.

Toplumun bu kara aynasında, geçtiğimiz 3 sezonda her bölümü bir sinema filmi olabilecek kalitede 13 bölüm izledik. İzleyicileri ters köşeye yatıran bölümleri olduğu gibi, özgün olmayan bölüm senaryoları olsa da her birinin ele alınışı ve vermek istedikleri mesaj birbirinden oldukça farklıydı…

Dizinin altı bölümden oluşacak 4. sezonunu beklediğimiz bu dönemde, önceki sezonlarda izlediğimiz bölümlerden en çok beğendiklerimin bir listesini oluşturmak istedim. Diziyi izlemeyenler için uyarı, liste yüksek miktarda spoiler içermektedir.

White Bear (2. Sezon 2. Bölüm)

Listemin bir numarasında modern dünyadaki adalet kavramının sorgulandığı White Bear var. İzlediğim tüm bölümler arasında beni izlerken rahatsız eden, kendimde birşeyleri sorgulamamı sağlayan tek bölüm buydu diyebilirim. Bölüm boyunca “ne oluyor?” diyerek merakla kaçışını izlediğimiz ablamızın finalde bir suçlu olduğunu öğreniyoruz. İzlediklerimiz ise bir suçluya verilen cezadan ve insanların ceza üzerinden kendini tatmin etmesinden oluşuyormuş.

Bölüm izleyenlerin kendilerine, “adalet nedir? bir suçluya verilen ceza ne olmalı? bazen suça ceza verilirken bir başka suç işlenmiyor mu?” gibi günlük hayatlarındaki adalet algılarını şekillendirecek birçok soru sormasını sağlıyor.

Nosedive (3. Sezon 1. Bölüm)

Yaşadığımız toplum distopik bir yansımasını konu edinen Nosedive’da, insanların sosyal skorlarının olduğu bir yaşam anlatılıyor. Kişiler, günlük hayatlarının tamamını ellerinde bir telefon ile iletişim kurdukları her kişiyi puanlayarak geçiriyorlar ve bir algoritma bu puanlar ile sosyal skorları belirliyor. Bölüm için, günümüzde beğeniler ile yaşayan insanların tüm dünyayı ele geçirmiş hali diyebiliriz. Zaten yaşadığımız şu günlerde, benzer bir uygulamanın yakın bir dönemde Çin’de başlayacağı konuşuluyor.

Herkesin beğenilme üzerine yaşamını sürdürdüğü bir dünyada kişi beğenilme kaygısı gütmeden yaşayabilir mi? Sosyal statünün her kapıyı açtığı bir toplumda, özbilinç ve içsel mutluluk varlığını ne kadar sürdürebilir? Bölümün izleyenlere sorduğu en önemli sorular bunlar.

Shut Up and Dance (3. Sezon 3. Bölüm)

Shut Up and Dance, şimdiye kadarki 13 Black Mirror bölümü içerisinde finaliyle izleyenleri en çok şaşırtan bölüm olarak konuşuluyor. Özel hayatın gizliliği, teknolojinin özel hayata müdahalesi ve hackerların kişisel bilgilerinizi ele geçirmesinin ne kadar zarar verici olabileceği gibi birçok şeyi düşünerek geçirdiğini bölümün sonunda şoka uğruyor ve çok daha farklı şeyler düşünmeye başlıyorsunuz.

White Christmas (2. Sezon 4. Bölüm)

2014 yılının sonunda yayınlanan yılbaşı özel bölümü White Christmas, büyük oranda sonu tahmin edilebilir bir bölüm olmasına rağmen senaryosuyla benim için en sevdiğim bölümlerden. Diğer bölümlerin aksine birçok şeyi doğrudan değil, dolaylı eleştiren ve sorgulatan bölüm teknolojinin en yoğun kullanıldığı bölüm olabilir.

Bölümde konu edinilen her şeyin temelinde ise insan hakları ve insanlığın gelişen teknoloji ile beraber tanrılığa evrimi yer alıyor.

Men Against Fire (3. Sezon 5. Bölüm)

Klasik bir zombi senaryosuyla başlayan ve sonu tahmin edilebilen bölüm, senaryo ve görsellik açısından kesinlikle en kötü Black Mirror bölümlerinden birisi olarak gösterilebilir. Ancak sorgulattığı şeyleri düşündüğümde, benim için çok büyük bir anlam kazanıyor ve The National Anthem’i (1. Sezon 1. Bölüm) geçerek bu listemde yer almayı hak ediyor 🙂

Bölümde hükumet askerlere maske adını verdikleri bir teknoloji monte ediyor ve askerler bu maskeler sayesinde dünya düzenini olumsuz etkileyecek insanları canavar olarak görüyorlar. Filmde fiziki bir varlığa dönüştürülen maskelerin, aslında günümüzdeki çeşitli ideolojileri temsil ediyor olması bölümü oldukça anlamlı kılıyor ve bu çerçevede birçok ideolojik düşünceyi sorgulatıyor.

Age of 2048 (Küçük Oyunlar #4)

2048 oyunu, Threes oyununun değiştirilmiş bir versiyonu olarak 2014 yılında yayınlanmış, kısa süre içerisinde en çok oynanan mobil oyunlardan birisi haline gelmişti. 4×4 bir alan içerisinde oynanan oyunda, aynı sayıları üst üste getirerek toplama yapıyor ve 2048 sayısına ulaşmaya çalışıyorduk. Kısa bir süre içerisinde viral etkisiyle yayılarak büyük bir kitleye ulaşan oyun, hiçbir yenilik sunmaması sebebiyle zamanla kullanıcıları sıkmış ve uygulama çöplüğünde yerini almıştı.

Bu durumu fırsata çevirmek isteyen Soulgit Games, 3 yıllık bir aradan sonra oyunu yeni ve görsel ağırlıklı bir arayüzle Age of 2048 olarak yeniden canlandırdı. Age of 2048’de toplama işlemini bu kez binalar ile yapıyor, aynı binaları toplayarak daha üst seviyede bir bina inşa ediyorsunuz. Amacınız ise oynadığınız çağda en yüksek binayı inşa etmek.

Oyunda şimdilik Taş Çağı, Klasik Çağ, Orta Çağ ve Endüstri Çağı olmak üzere dört farklı çağ yer alıyor. Yakın zamandaki güncellemeler ile Küresel Çağ ve Uzay Çağı da eklenecek.

Ayrıca yine 2048’den farklı olarak, Age of 2048’de Geri Al, Sihirli Değnek ve Temizleyici isimlerinde üç farklı bonus aracınız da bulunuyor. Bu bonusları reklam izleyerek ve oynayarak elde edebileceğiniz gibi, uygulama içi satın almalarla da elde edebiliyorsunuz.

Oyunu, android işletim sistemine sahip cihazınız için şuradan indirebilirsiniz.

Google Ödüllü Anketler Uygulaması Türkiye’de

Anket doldurarak Google Play kredisi kazanmanıza imkan sağlayan Google Ödüllü Anketler uygulaması, Türkiye’de kullanıma sunuldu. Anonim olarak cevaplayacağınız anketler ile 3 TL’ye varan Google Play kredisi kazanabiliyor, kazandığınız bu kredileri Google Play’den film, oyun ve kitap almak için kullanabiliyorsunuz.

Bu hafta bana iki anket sunan uygulamaya, indirmesi ve kurması da dahil toplamda 5 dakika zaman ayırarak, kazandığım kredi ile John Wick 2’yi kiralayıp izledim. Bu yöntemle devam edersem, her hafta Google Play üzerinden yeni bir filmi izleyebilirim sanırım.