Senna (2010)

Formula 1 denildiğinde günümüzde akla gelen ilk isim Michael Schumacher olsa da, bu sporun altın çocuğu, unutulmaz ismi, şüphesiz ki Ayrton Senna‘dır. 1984-1994 arasındaki 10 yıllık F1 kariyerine 3 şampiyonluk sığdıran Senna, kendisinden sonra gelen ve çok daha fazla sayıda şampiyonluğu bulunan Hamilton, Vettel ve Schumacher gibi büyük isimlere rağmen birçok otorite tarafından tüm zamanların en iyi F1 pilotu olarak  gösteriliyor.

Motor sporlarıyla pek ilgilenmesem de, Senna’nın ismini ilk kez bir dergide okuduğumda merak edip epey bir yarışını izlemiştim. 1991 Brezilya Grand Prix yarışı benim favorimdir; aracı 6. viteste takılı kalmış ama o yarıştan çekilmeyerek tam gaz devam etmiş, tam delilik. Bu yüzden kendi adıma onu F1 pilotları arasında piste saf yarışma dürtüsüyle çıkan, gaza sonuna kadar basmaktan hiçbir zaman çekinmeyen tek isim olarak tanımlıyorum.

Yönetmen Asif Kapadia, kendisine BAFTA’da en iyi belgesel film ödülü kazandıran Senna için çalışmaya başladığında, ilk olarak “neden?” sorusunun peşine düşmüş ve“Senna neden unutulmaz bir isim?” sorusunun cevabını oluşturmaya başlamış. Onun başarılarını, yarışlarını bir bir incelerken de, asıl noktanın “daha başarılı pilotlar varken neden en efsanesi o?” sorusu olduğunu fark etmiş ve her şeyi baştan planlamış.

Spor dünyasının bu büyük ismi, hikayesinin başında genç bir go-kart pilotu olarak karşımıza çıkıyor. Sonrasında Toleman ve Lotus takımları ile F1 dünyasına adım atıyor ve Mclaren’a geçişinin ardından kendi yeteneklerine uygun bir araçla Alain Prost ile ezeli rekabetine başlıyor.

Ayrton Senna - Senna (2010)

Filmin omurgasını oluşturan Senna’nın Prost ile mücadelesinde, irade ve cesaret dolu bir sporcunun yaşamına birinci sıradan tanık oluyoruz ve bu tanıklığımız Senna’nın 1994’de ölümüyle sonuçlanan kazasına kadar devam ediyor. Bu süreçte, spor dünyasına ve Senna’nın özel hayatına dair birçok şeyi de bir arada görmek, her birinin nasıl bir bütünün parçaları olduğunu anlamak belgeselin başarılı kurgusuyla sağlanmış.

Filmin başarısı da aslında bu kurguyu yapabilecek kaynağın olmasına dayanıyor. Senna, her ne kadar bir belgesel film olarak geçse de, belgesel kategorisi ile sınırlandırılamayacak bir film; kurguda bir anlatıcı ve röportaj yok. Tüm film, o döneme ait video kayıtlarından öznel yorumlar katılmadan kurgulanmış. Öyle ki, Senna’nın hayatını konu alacak bir film için Ridley Scott ve Oliver Stone başta olmak üzere birçok isim tarafından girişim yapılsa da, tüm bu içeriğe ve filme ailesinden izin almayı yalnızca bu kurgu başarabilmiş.

F1, sürekli yarışçılarını ve toplantılarını kayıt ettiriyor olmasa, filmde çoğu nokta eksik kalırdı mutlaka. -Kudos F1 Video Team

Senna yalnızca F1 ile alakalı değil, spor dünyasına dair birçok şeyi bir arada görüyoruz. Özellikle spor içerisindeki siyasete değinen bölümler, Senna’nın ülkesi Brezilya’daki konumu ve sosyal yaşamını konu alan bölümler Senna’yı spora ilgi duyan herkesin izlemesi gereken bir film haline getiriyor.

Bir Cevap Yazın