Blue (2017)

2017 yılında Türk sineması için en güzel gelişmelerden birisi olan Blue, yıllar boyunca Kadıköy barlarında hem müziklerini hem de hikayelerini dinlediğimiz iki büyük müzisyenin hayatını beyaz perdeye taşıdı. Belgeselin kalitesi müzik severler için büyük önem taşırken, “Türkiye’de böyle belgeseller olmaz” cümlelerini ağızlarından düşürmeyenler için de bir cevap niteliğindeydi…

Hikayemiz, 1991 yılında iki dahi müzisyenin yolunun Blue Blues Band isimli bir müzik grubunda kesişmesiyle başlıyor. Yavuz Çetin ve Batu Mutlugil‘in 1990 yılında kurduğu müzik grubuna önce Sunay Özgür, ardından da Kerim Çaplı‘nın katılmasıyla yıllarca hafızlardan silinmeyecek, hikayeleri ağızdan ağza dolaşacak olan grubun o ünlü resmi oluşuyor.

Shaft ve Mojo başta olmak üzere eşitli mekanlarda sahneye çıkan grup, o dönemde “inanılmaz” denilebilecek sahne performanslarına ve coverlara imza atıyor. Günümüzde çalsalar dünya çapında ün yakalayacakları bir performansla, çok sabit ve küçük bir dinleyici kitlesine müzik yapıyorlar.

Grubun iki altın isminden biri, albümleri ve trajik ölümü sebebiyle geç de olsa her kuşağın keşfettiği, nispeten herkesin bildiği, şarkılarını dinlediği bir isim Yavuz Çetin.

Grubun parçaları ve albümleri bulunmasa da, Yavuz Çetin solo kariyerinde iki albüme imza atmış bir müzisyen. 1997 yılında çıkardığı İlk isimli albümünü 2001 yılında ölümünün ardından yayınlanan ve hala sıklıkla dinlediğim Satılık isimli albümü izlemiş.

İkinci ismimiz ise hayatının büyük bir bölümünü Amerika’da geçirmiş, Jimi Hendrix ve The Monkees ile beraber çalmış, Hard to Believe‘i bestelemiş ancak bunlara rağmen daha gizemli, içine kapanık ve bilinmeyenlerle dolu bir adam, Kerim Çaplı.

Bu belgesele kadar, ona dair bildiğimiz her şey yalnızca hakkında anlatılan şehir efsanesi tadında hikayelerdi. Tersten klavye çalması, bagetinin biri elinden fırladığında tek baget onaltılık atması, sahneden attığı bagetler ve bakışlar, siz bu yazıyı okurken bile bir yerde anlatılıyordur…

Bu belgeselde ise, onun kimsenin bilmediği hikayesine, ailesine, çocuklarına tanıklık ediyoruz. Çağının ötesinde, yaşadığı topluma ayak uyduramayan bir adamın müzik ile hayata tutunmasını izliyoruz.

Belgesel’de yer almayı en çok hak eden parça, grubun harika yorumuyla Led Zeppelin‘in Moby Dick‘i olsa da, telif hakları için izin alınamadığından dolayı parça belgeselde yer almıyor. Jimmy Page‘in coverı izlediğinde kıskanmış ve izin vermemiş olma ihtimali yüksek. Bu yüzden grubu hiç bilmeyenler ve “belgeseli izlemeli miyim?” diye düşünenler için bu inanılmaz coverı burada paylaşmak istedim.

Bu üzücü olaya karşın belgeselde Kerim Çaplı‘nın hazırladığı ancak hiç yayınlanmamış olan albümünden parçalar yer alıyor. Birçok enstrümanı kendisinin çalıp kaydettiği bu albümün bir şekilde yayınlanması da, belgeseli beğenen bendenizin hayallerinden birisi oldu.

Güverte Film’in sahibi Suzan Güverte‘nin girişimiyle hayat bulan belgesel’in yönetmen koltuğunda Mehmet Sertan Ünver oturuyor. Belgesel’in danışmanlığını ise Yekta Kopan yapmış. Ayrıca anlatıkları ile bizleri o günlere götüren isimler arasında Teoman, Aylin Aslım, Nejat İşler, Melis Danişmend ve Erkan Oğur gibi önemli müzisyenler var. Özellikle Erkan Oğur’un Yavuz Çetin ile beraber yaptığı Dünya parçasını dile döktüğü bölüm, çok etkileyiciydi.

Bu tarz kaliteli işlerin ülkemizde artması adına, belgeseli desteklemek isteyenler iTunes üzerinden ya da Google Play üzerinden satın alarak izleyebilirler.

Logoyu Büyütenler: Büyük Fikirlerin Hikayesi

Logoyu Büyütenler, 2014 yılında Reklamcılar Derneği‘nin 30. yılı anasına çelmiş, aynı yıl 26. Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’nde gösterime girmişti. Belgeselde, Eli Acıman tarafından kurulan Türkiye’nin ilk reklam ajansı Manajans’tan bugüne, Türk reklamcılığını yapı taşları yer alıyor.

2013-2014 yıllarında derneğin başkanlığını yapan Alper Üner‘in girişimiyle başlatılan belgeselin yönetmen koltuğunda Özer Selik oturuyor. Haluk Mesci, Nazar Büyüm, Ersin Salman, Jeffi Medina ve Paul McMilllen gibi Türk reklam sektörünün önemli isimleriyle röportajlar içeren belgesel, tüketicilerde iz bırakan, unutulmayan reklamlar üzerinden ilerliyor.

Belgeseldeki reklamları benim gibi döneminde izleyememiş olsanız da, birçoğuna yıllar içerisinde çeşitli yerlerde rastladığınızı, hepsine bir aşinalığınız olduğunu fark ediyorsunuz. Şener Şen‘in oynadığı Aç-Kapa Artema reklamları, Efes Pilsen‘in Bira Bu Kapağın Altındadır kampanyası, Kent‘in bayram reklamları, Yapı Kredi‘nin Bay Pardon reklamları ve Cem Yılmaz‘ın oynadığı Doritos reklamları gibi birçok unutulmaz reklamın hikayesi bu belgeselde sizleri bekliyor…

Türkiye’de Medya: Gizlenen Gerçekler

Bir süre önce iktidar tarafından her yerde hedef gösterilen, sayısız tehdit alan Selin Girit, cevap olarak Türkiye’de Medya: Gizlenen Gerçekler adında harika bir belgesele imza atmış. BBC Türkçe bünyesinde hazırladığı belgesel, bugün BBC tarafından yayınlandı.

Bu yıl, kendisini Gezi Direnişi‘nden 2 ay önce, TEDxReset 2013: Kiritiş Kavşaklar‘da dinlemiştim. O gün yaptığı Doğru Ne, Yanlış Ne? başlıklı konuşması da Türkiye’de Basın Özgürlüğü üzerineydi ve TED kurallarına uygun olarak, hiçbir siyasi görüşe yer vermeden harika bir konuşma gerçekleştirmişti. Bu belgesel hakkında da aynı şeyleri düşünüyorum. Yine siyasetten uzak, sadece gerçeklerin yansıtıldığı güzel bir belgesel hazırlamış. İzlenesi…

Şimal Yıldızı: Son Kore Gazileri Anlatıyor

Geçtiğimiz yıl, NTV Tarih Dergisi, Kore Savaşı’nın 60. yıl dönümü başlığıyla Ocak Sayısı’nda Kore Savaşı üzerine bir dosya hazırlamış ve okurlarına Kore Savaşı’nı anlatan Şimal Yıldızı isimli belgeseli hediye etmişti.


“Kore varmış, Kore’ye gidilecekmiş” dediler ve gittiler. Vatanlarından uzak, ölüme yakındılar. Onların olmayan bir savaşta,, onların olmayan topraklarda şehit düştüler, yaralandılar, esaret çektiler ve unutuldular. 60 yıl önce Kore Savaşı’na gönderilen askerler yaşadıklarını anlatıyorlar. Sandıklardaki fotoğraf ve belgeler günyüzüne çıkıyor. Kore Savaşı’nın son canlı tanıkları konuşuyor…

Devamını Okuyun »