Harry Potter Dünyasından Yeni Film Yolda: Fantastic Beasts: The Crimes of Grindelwald

Geçtiğimiz yıl vizyona giren Fantastic Beasts and Where to Find Them ile beraber, Warner Bros. ve J. K. Rowling bu serinin toplamda 5 filmden oluşacağı duyurmuştu. Neredeyse olmayan bir kitaptan senaryo yaratılarak çekilen ilk filmi oldukça beğenen bizler de yeni film için merakla beklemeye başlamıştık. Nihayet beklediğimiz haber geldi ve Warner Bros. yeni filmin adını Fantastic Beasts: The Crimes of Grindelwald olarak duyurdu.

Gellert Grindelwald, Harry Potter dünyasında Voldemort öncesindeki en karanlık büyücü olarak biliniyor. Albus Dumbledore ile çocukluk arkadaşı olan Gellert Grindelwald’ın karanlık büyüye olan eğilimi aralarında tartışmaya sebep olmuş ve bu tartışma Albus’un kız kardeşi Ariana’nın ölümüne yol açmıştır. Bu olayın ardından İngiltere’den kaçan Grindelwald, karanlık yola kendini adamış, Dumbledore ise aydınlık tarafı seçmiştir. İkilinin arasındaki tüm hikaye serinin 7. kitabı olan Harry Potter ve Ölüm Yadigarları‘nın  Albus Dumbledore’un Hayatı ve Yalanları isimli bölümünde uzun uzun anlatılmaktadır.

Mürver Asa’yı ele geçiren ve kendisine güçlü bir ordu kuran Grindelwald, Avrupa’nın her yerine korku salmaya başlamış. Grindelwald’ı durduran isim ise elbette ki Albus Dumbledore olmuş. Dumbledore ile Grindelwald arasındaki düello büyücülük tarihinin en iyi düellosu olarak biliniyor. Grindelwald kaybedince, kendisine karşı çıkanlar için inşa ettirdiği ve kapılarının üzerine “çoğunluğun iyiliği için” yazdırdığı Nurmengard isimli hapishaneye hapsedilmiş. Continue reading »

Kara Kule’den Fragman Geldi: Silahşor’un Gizemli Yolculuğu Beyazperdede Başlıyor…

Siyahlı adam çölde kaçıyordu. Silahşor de peşindeydi

Lise yıllarımda okuduğum, en iyi fantastik kitap serileri listemden eksik etmeyecek kadar çok sevdiğim Kara Kule Serisi‘nin beyazperdeye yolculuğu hakkında yıllardır birçok girişim, haber ve dedikodu duyuldu. Sayamayacağımız kadar çok olan bu girişimlerden beni en çok umutlandıranı, filmde Lost dizisinin oyuncularının oynayacağı ve yönetmen koltuğunda J.J. Abrams‘ın oturacağı versiyondu. Bu haberin de yalan çıkmasının ardından serinin sinema uyarlaması konusunda büyük bir umutsuzluğa kapılmıştık.

2015 yılında başlatılan ve nihayet sonuca ulaşan bu son girişimden de aslında pek umutlu değildim. 2016 yılının başlarında gelen Nikolaj Arcel‘in yönetmen koltuğunda oturduğu iddialarının üzerine Stephen King’in başrol oyuncuları Matthew McConaughey ve Idrıs Elba‘yı duyurduğu twiti gördüğümde, nihayet demiştim! Nihayet, silahşor’un gizemli yolculuğu beyazperdede başlıyor…

Üç film olarak planlanan serinin ilk filmi The Dark Tower ülkemizde 4 Ağustos 2017‘de gösterime girecek. Serinin 4. kitabı Büyücü ve Cam Küre içerisinde anlatılan Roland’ın geçmişi ile ilgili hikayenin de bu yıl içerisinde televizyona uyarlanacağı söyleniyor.

IMDB 2017 Oscar Highlights Rozeti

Geçtiğimiz ay yapılan ve en iyi film kategorisindeki yanlış ödül anonsu ile tarihe geçen Oscar ödül töreninin ardından, IMDB nihayet yeni achievement rozetini yayına aldı. IMDB’ye göre, 2017 Oscar ödül törenine damga vuran, mutlaka izlenmesi gereken 2016 filmlerinin listesi şöyle;

  1. Moonlight (2016)
  2. La La Land (2016)
  3. Manchester by the Sea (2016)
  4. Hacksaw Ridge (2016)
  5. The Jungle Book (2016)
  6. Fences (2016)
  7. Fantastic Beasts and Where to Find Them (2016)
  8. Suicide Squad (2016)
  9. Arrival (2016)

Bu 9 filmi izler ve IMDB’de oylarsanız, 2017 Oscar Rozeti profilinizde beliriyor. Sitede yer alan tüm rozetleri görmek için şurayı ziyaret edebilirsiniz.

Man on Wire – Teldeki Adam (2008)

Hikayemiz, 11 Eylül 2001’de dünya tarihinin kırılma noktalarından birinin yaşandığı Dünya Ticaret Merkezi’nin yapımı ile başlıyor. 17  yaşındaki genç Philippe Petit, çürüyen dişi için sıra beklerken, gazetede bir gün ikiz kulelerin inşa edileceği haberini görüyor ve inşa edildiklerinde dünyanın en uzun kuleleri olacak bu iki binaya sahip olması gerektiğini düşünerek hayal kurmaya başlıyor.

Sonraki 7 yıl boyunca ikiz kulelerin inşası sürürken, Philippe’in fetih planları yavaş yavaş kafasında oluşuyor; “bir şair olarak güzel sahnelere çıkmak istiyordum” diyen ip cambazı kahramanımızın kafasındaki tek düşünce dünyanın en yüksek iki kulesi arasına bir ip gererek şovunu gerçekleştirmek. Kısaca, yerden 400 metre yüksekte, hiçbir güvenlik önemli olmadan ölümle dans etmek.

1973 yılında Dünya Ticaret Merkezi faaliyete başladığında Philippe, izlediği banka soygunu filmlerindeki gibi, ikiz kuleleri yakından izleyerek her şeyi not ediyor. Düşünebildiği tüm olasılıkları hesaplayarak, Dünya Ticaret Merkezi’ne gizlice girmek ve gösterisini yapabilmek için ekibi ile beraber her şeyi adım adım planlıyor.

7 Ağustos 1974 sabahı, New York sakinleri dünyada yalnızca bir defa yapılabilecek inanılmaz bir gösteriye tanık olacaklarından habersiz olarak uyanırken Philippe Petit, 17 yaşında hayalini kurmaya başladığı gösterisi için son hazırlıklarını yapıyordu. Ağırlığını binadaki bacağından telin üzerindeki bacağına alıp gösterisine başladığı anda, tüm dünya yüzyılın en artistik suçu ile tanışacaktı…

Philippe’in hikayesi ilk olarak 1984 yılında High Wire isimli belgesel ile anlatılsa da, yönetmenliğini James Marsh‘ın yaptığı 2008 yapımı Man on Wire isimli belgesel ile 2009 Oscar ödül töreninde yılın en iyi belgeseli seçilerek, 20 yıl aradan sonra yeniden hayat bulmuştu. 2015 yılında ise Robert Zemeckis yönetmenliğinde The Walk ismiyle sinemaya uyarlanması en güzel hediye oldu. 65 yaşındaki Philippe Petit, beyaz perdede Joseph Gordon-Levitt tarafından başarıyla canlandırılmıştı. Philippe’in tutku ve çılgınlık dolu bu öyküsü hem belgesel olarak, hem de film olarak izlenmeye değer.

Born Into Brothels – Kalküta’nın Çocukları (2004)

Hikayemiz, İngiliz fotoğrafçı Zana Briski‘nin 2002 yılında hayat kadınlarının yaşantısını fotoğraflamak amacıyla Hindistan’daki fuhuş başkenti olarak bilinen Kalküta’ya gitmesiyle başlıyor. Günlük yaşamlarını fotoğraflayacağı seks işçileri ile yaşamaya başladığında, karşılaştığı ilk şey genelevlerde yaşayan çocuklar oluyor.  Çocukların yoğun ilgisi, kendisine ve yaptığı işe duydukları merak aklında “onlara fotoğraf çekmeyi öğretmek ve dünyayı onların gözünden görebilmek” düşüncesini doğuruyor.

Red Light mahallesinde yaşamaya, genelev çocuklarına fotoğraf sanatını öğretmeye başlayan Zana Briski’nin çocuklarla kurduğu duygusal bağ, kendisini onlar için bir şeyler yapmaya ittiğinde, Kalküta’nın çocuklarının fotoğraflarını sergilemeye başlıyor. Amacı, çocukların yaşantısına dikkat çekmek ve ailelerinden izin alarak onları iyi bir eğitim alabilecekleri uygun okullara yerleştirmek.

Kochi, Avijit, Shanti, Manik, Puja ve diğer çocuklar kısa sürede, yaşadıkları çirkin hayatta usta fotoğrafçıları kıskandıracak güzellikte fotoğraf çekmeye başlıyorlar. Bu fotoğraflar üzerine kurmaya çalıştıkları geleceklerinde, kendileri ve çevreleri ile ilgili birçok şeyin farkına vararak, yaşamlarını değiştirme mücadelesi veriyorlar.

Kendi hayatlarına çıplak gözle bakmaktan yorulmuş çocuklara, dışarıdan bakabilecekleri bir araç verildiğinde ortaya çıkan güzelliklerle şaşırtan, dokunaklı belgesel. -Kaktus, Ekşisözlük.

Oradaki yaşantıya müdahale etmenin tamamen iyi niyetli bir yaklaşımla bile ne kadar zor olduğunu gösteren, çocukların zor hayatlarını gerçekçi bir şekilde aktaran Born Into Brothels: Calcutta’s Red Light Kids, 2005 Yılının En İyi Belgeseli Oscar Ödülü başta olmak üzer birçok önemli ödül kazanmış.

1 saat 25 dakikalık filmin yönetmen koltuğunda, Zana Briski ile beraber bu belgesel ile ünlenen ve sonrasında birçok başarılı belgesele imza atan Ross Kauffman oturuyor. Birçok açıdan izlenmesi, üzerinde düşünülmesi gereken harika bir belgesel.