Toplum okumaktan uzaklaşırken…

Geçenlerde Libronet Türkiye’deki kitap okuma alışkanlığı üzerine bir araştırma yapmıştı. Araştırma sonucu elbette ki bizler için artık sürpriz olmaktan çok uzak. Okuyan, araştıran, öğrenen insanların sayısı oldukça düşük…
 
Bunun yanında araştırmada ortaya çıkan öyle bir şey vardı ki, gördüğümde çok şaşırdım. Kitap okumayan kesimin ortalama yarısı “konu ile ilgilenmediğini, kitap okumadığını ve okumayacağını” söylüyor. Yani yaşadığımız ülkenin insanları artık okumadığını söylerken utanmak yerine, açık bir şekilde “okumayacağım” bile diyebiliyor. Bunun bir özgürlük algısı oluşturacağını düşünerek söyleyenler de var.
 
Okuyan insanın kendine olan özgüveni sanılanın aksine artmaz, azalır. Okuyan insan kendinden şüphe duyar, okudukça, öğrendikçe bildiği birçok şey hakkında “acaba?” demeye başlar. Öğrendiklerinin çevresinde düşünür, ölçer, biçer, buna göre karar verir. Okumayan insan ise kendinden emindir. Her şeyi en iyi o yapar, her şeyin doğrusunu o bilir.
 
Gün gelir seçim olur, sandığa gidilir. Birisi kime oy versem diye okur, araştırır, düşünür, karar verir. Diğeri ise kime oy verileceğini yalnızca bilir. Neticesinde de cahil özgüveni dediğimiz şey ülkeyi yönetir. Ne yazık ki bunun en büyük zararını da hiçbir söz hakkı olmayan çocuklar, gelecek nesiller görür…
 
Diyeceğim o ki, verilen oylar sayesinde bir cahil başarısına daha imza atıldı. Ülkenin eğitim seviyesini devletten hiçbir yardım almadan ayakta tutan, yurt içinde ve dışında sayısız başarıya imza atan okullara el koyuldu. Eğitimin telafisi yoktur, geçmiş olsun…

Bir Cevap Yazın