Visages Villages – Mekanlar ve Yüzler (2017)

En iyi belgesel dalında Oscar’a adaylığını koyan Visages Villages‘a daha önce kısaca değinmiştim. Aktivist eserleri ile tanıdığım ve uzun süredir yakından takip ettiğim genç sanatçı JR‘ın 88 yaşındaki efsane sanatçı Agnes Varda ile beraber hazırladığı bu harika belgeseli, Film Ekimi kapsamında Beyoğlu Atlas Sineması’nda izleme fırsatı bulmuştum.

Bir insanı tanımanın en iyi yollarından birisinin onunla beraber seyahate çıkmak olduğu söylenir. Fransız sinemasındaki Yeni Dalga Akımı’nın öncülerinden, büyükanne Agnes Varda ile genç kuşağın parlak ismi JR’ın yolculuğu da bu fikir üzerinden doğuyor. İkili, değişik iki kuşaktan sanatçının birbirini tanıması fikri ile bir araya geldiğinde bunu nasıl yapabilecekleri üzerinde düşünürken, yolculuk fikrini JR ortaya atıyor.

JR’ın kasası bir fotoğraf atölyesine çevirdiği çok ilginç bir kamyoneti var. Bu kamyonetle dolaşmaktan ve hikayesini dinlediği yüzlerin fotoğrafını çekerek onlara hediye etmekten keyif alıyor. Agnes ile beraber yola düştüklerinde de amaçları değişik mekanlarda değişik yüzlerle tanışmak ve hikayeler dinlemek

Fransa’nın köylerini dolaşmaya başlayan ikili, her gittikleri mekanda insanların hikayelerini dinlemeye başlıyor. Bu hikayelere, yaşanmışlıklara saygılarını da  mekanları ve yüzleri devasa fotoğraflara dökerek gösteriyorlar. Hikayenin geçtiği mekana, bazen bir ahıra, bazen bir konteyner, bazen de bir eve astıkları bu devasa fotoğraflarla, dinledikleri hikayelere adeta vücut kazandırıyorlar.

İkili seyahatlerine devam ettikçe, yola çıkış amaçları da kendiliğinden gerçekleşmeye başlıyor. JR ve Varda, beraber geçirdikleri zamanda dinledikleri hikayelerde kendilerinden bir şeyler buluyor ve sohbetlerinde bunları dile getiriyorlar.  Aralarındaki muazzam kuşak ve anlayış farkı, onların sanatı paylaşmasına ve dostluk kurmasına engel olamıyor.

İkilinin arasındaki eğlenceli sohbet, izleyicinin de yaşamı sorgulamasını sağlıyor. Filmin bir sahnesinde, ilerleyen yaşı sebebiyle artık bulanıp bir görüşe sahip olan Agnes ile kendisiyle özdeşleşen gözlüklerini yüzünden hiç çıkarmayan JR arasında geçen şu diyalog en güzel sahnelerden birisiydi:

-Etrafı bulanık görmekten rahatsız olmuyorsun yani?
-Sen de her yeri karanlık görüyorsun. Bu, hayata nasıl baktığımızda ilgili.

Filmde ikilinin Fransız köylerinde yaptığı harika fotoğraf çalışmalarını JR’ın yıllardır dünyanın dört bir yanında gerçekleştirdiğine de ayrıca parantez açmak istiyorum. 2015 yılında Wrinkles of the City (Şehrin Kırışıklıkları) isimli projesi kapsamında Balat, Galata, Eminönü ve Tarlabaşı çevresinde de harika eserlere imza atmıştı. Bu eserler bir süre sonra “kimliği belirsiz kişiler” tarafından tahrip edilmiş olsa da kısa bir süre için de olsa JR’ı şehrimizde görmek mutluluk vericiydi.

2017 yılında izlediğim en başarılı filmlerden olan Faces Places’ın Oscar adaylığı, Agnes’e en yaşlı Oscar adayı ünvanını getirdi, kazanması durumunda Oscar ödülü kazanan en yaşlı sanatçı olarak adını sinema tarihine yazdıracak. Sonucu merakla bekliyoruz.

Bir Cevap Yazın