• Dinlediklerim

    Tindersticks – Rented Rooms

    Son günlerde, daha doğrusu gecelerde, çok sık dinliyorum. Öyle bir parça ki, insanın her eksik yanını tamamlıyor. Mutluyken, mutsuzken ve en önemlisi de burukken bir başka yapıyor. Tindersticks‘in 1997 yılında çıkan Curtains isimli albümünde 2. sırada yer alıyor. Bazen, albümü dinlerken, 3. parçaya geçmekte oldukça zorlanıyorum.

  • SEO

    Volkswagen’dan SEO ile Reklam Kampanyası

    Volkswagen Google görsel arama sonuçları için bir SEO çalışması gerçekleştirerek orjinal bir reklam çalışmasına imza atmış. Görsel aramada “ultimate business car” yazıldığında görülen çalışma, SEO’nun gücününün bir göstergesi olmuş. Oldukça beğendim.

  • Film

    Rurouni Kenshin: Meiji Swordsman Romantic Story (2012)

    Bilinen ismiyle Samurai X, benim tekrar tekrar izlediğim, oldukça beğendiğim bir anime serisidir. Doksanlı yıllara ait olan anime, çocukluğumda birçok kanalda gösterildiği için ben de bıkmadan, usanmadan her sabah izlerdim. 2012 yılında gösterime giren Rurouni Kenshin: Meiji Swordsman Romantic Story ile ova Keishi Ohtomo yönetmenliğinde sinemaya uyarlanmış. Japon sinemalarında oldukça beğenilen ve 2 günde 5 milyon dolar gişe yapan filmi ben de oldukça beğendim. Hitokiri Battousai,…

  • Dinlediklerim

    Mr. Big – Wild World

    Wild World, sözleri sebebiyle aşırı derecede sevdiğim parçalardandır. Bugün, Cat Stevens(Yusuf İslam) dedemize böylesine güzel bir parça yaptığı için ne kadar minnettar olsam da, parçanın Mr. Big coverını daha çok sevdiğimi fark ettim. Hiç bozulmasın lütfen.

  • Dinlediklerim

    Pilli Bebek – Delilik

    Bazı insanlar var, yaşam enerjilerini parçalardan alıyorlar. Benim gibi, her anları, her ruh halleri için özenle seçtikleri güzel parçaları var. Yeni parçalar bulmaktan, günün her saatini müzik dinleyerek geçirmekten, hayata müzikle bağlanmaktan hoşlanıyorlar.. Bir de bazı parçalar var, böyle insanların tüm enerjisini alıyorlar. Bazı anlarda, insanın ruhundaki o malum boşluğu, boşluk kalmayacak şekilde dolduruyorlar. Bu parça da bazen benim için…

  • Sevdiğim Albümler

    AC/DC – Iron Man 2 (Soundtrack Album)

    Mayıs ayında gösterime girecek olan Iron Man 3‘ü büyük bir heyecanla beklerken, bu sabah aklıma Iron Man 2‘nin çok sevdiğim soundtrack albümü geldi. Iron Man 2′nin yönetmeni Jon Favreau, sıkı bir AC/DC hayranı olduğu için filme özel bir AC/DC albümü hazırlanmıştı. 1975′te yayınlanan albüme adını veren T.N.T‘den günümüze kadar gelen 15 parçadan oluşan albüm, benim için bir nevi Best of…

  • Dinlediklerim

    Bloodbound – Nosferatu

    İsveçli bir metal grubu olan Bloodbound 2004 yılında Tomas Olsson ve Fredrik Bergh isimli iki arkadaş tarafından kurulmuş. Kuruluşunun ardından ilk albüm çalışmaları 2 yıl süren grup, 2006 yılında Nosferatu isimli harika bir albüm yayınlamış. Iron Maiden esintileriyle dolu olan albüme isim veren Nosferatu, grubun en sevdiğim parçası olmakla beraber, gelecekte metal klasikleri arasında yer almayı kesinlikle hak ediyor. “I can see but there’s nobody there”…

  • Film

    The Fall – Düşüş (2006)

    Portakal toplarken kolunu kıran küçük bir kız ve dublörlük yaparken bacağını kıran yetişkin bir erkek, Alexandria ve Roy Walker küçük bir hastane odasında tanışıyorlar. Birisi babasını yeni kaybetmiş, diğeri ise kız arkadaşını dublörlük yaptığı filmin aktörüne kaptırmış. Ağrıları sebebiyle morfin bağımlısı haline gelen Roy, ona daha fazla morfin getirmesi için küçük Alexandria’yı kandırıyor ve ona kendi uydurduğu bir hikayeyi anlatmaya başlıyor. Roy…

  • Video

    Kirby Ferguson: Remiksi Benimseyin

    Everything is a Remix‘in yaratıcısı Kirby Ferguson‘a göre, hiçbir şey orjinal değil. Ona göre artık her şey, remix ile yaratılıyor. Birşeyler alınıyor, kopyalanıyor, biçimleri değiştiriliyor ve birleştiriliyor. Tabii son olarak da, ortaya çıkan şeyin özgün olduğu iddia ediliyor. Steve Jobs, Bob Dylan, Android ve aklımıza gelebilecek birçok şey bunu doğruluyor gibi.. Peki ya biz? Yarattığımız şeyler ne derece özgün, kendimize…

  • Alıntılar

    Murakami’nin Karakterleri

    Bu adamın karakterleri hep yalnız ve yalnızlıktan rahatsız olmayan tipler. Müziksiz yaşayamıyorlar ve alkolü seviyorlar. Muhtemelen Murakami her birine kendi parçalarını yapıştırıyor. Çok doğal. Ama nedense karanlık ve tekin olmayan bir yanları var. Tengo’nun, Aomame’nin hele ki Fukaeri’nin. Hiç gülümsemiyorlar, istemezlerse sorulara cevap vermiyorlar ve kafalarına göre takılıyorlar. Murakami, karanlık kuyu…