Agatha Christie – Dersimiz Cinayet

Agatha Christie, 1920 yılında yayınladığı ve Hercule Poirot karakterini okuyucuyla buluşturduğu ilk kitabı Ölüm Sessiz Geldinin ardından beklenenin aksine hemen bir Poirot kitabı daha yayınlamamış. 1922 yılında yayınladığı ikinci kitabı, Tommy ve Tuppence karakterlerinin ilk kitabı olan Gizli Düşman olmuş. İkinci Poirot kitabı olan Dersimiz Cinayet (The Murder on the Links) ise 1923 yılında okuyucuyla buluşmuş.

Yazarın polisiye edebiyatına Hercule Poirot karakteriyle giriş yapmasının ardından, elbette ki yarattığı karakter bu alandaki en ünlü isim olan Sir Arthur Conan Doyle’un karakterleriyle karşılaştırılmış. Holmes’e karşılık Poirot, Dr. Watson’a karşılık Arthur Hastings ve Lestrade’ye karşılık Japp olunca bu duruma dikkat çekilmesi ve eleştirilmesi kaçınılmaz olmuş. Eleştirmenler buna dikkat çeke dursun, Holmes ile Poirot arasındaki inanılmaz karakter farkının daha ilk kitapta belli olması ve Poirot’nun olayları çözüş biçimindeki farklılık, okuyucunun Christie’yi kabullenmesini sağlamış.

Yine de ikinci kitabın böyle bir ortamda çıktığını düşününce, Holmes ve Poirot arasında çok daha belirli farklılıklar olmasını bekliyor insan; ancak kitap, daha ilk bölümünde okuyucuyu bu anlamda bir şaşkınlığa uğratıyor. Sherlock ve Watson’ın 221 Baker Street’te aynı evi paylaştılarsa, Poirot ve Hastings neden paylaşmasın?

Kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse, ilk kitapta olduğu gibi bu kitapta da olaylar yine bir takım tesadüfler ile başlıyor. Poirot kendisine gelen mektuplardan ilgi çekici bir olay arayışındayken, milyoner Paul Renauld’un “tanrı aşkına hemen gelin!” çağrısını dikkate değer buluyor ve Hastings ile beraber Fransa’ya doğru yola çıkıyor.

Merlinville’daki malikaneye vardıklarında geç kaldıklarını öğrenen ikili, milyonerin cesedini evinin hemen yanındaki golf sahasında, yeni kazılmış bir mezarın içerisinde buluyorlar. Araştırmaya başladıkları olayda okuyucu, bir polisiye kitapta olması gereken tüm detaylara tanıklık etme fırsatı buluyor…

Giraud burun kıvırdı. “Canilerin maske taktıkları birçok olay var! Bunların hepsini de ayrıntılarıyla hatırlayamam ki. Bütün bu cinayetler birbirine benzer.”

Poirot “Ama hepsinde de kişisel bir şeyler vardır.” dedi. “Ben şimdi cinayet psikolojisinden söz ediyorum. İki cinayet plan ve uygulama bakımından birbirlerinin aynı olduğu zaman bir tek şey anlaşılır. İkisi de aynı kafadan doğmuştur. İşte ben de o kafayı arıyorum, Mösyö Giraud. Ve onu bulacağım. İşte asıl ipucu bu. Psikolojik bir ipucu. Belki siz izmaritlerden ve kibritlerden çok iyi anlıyorsunuz, Mösyo Giraud. Ama ben, Hercule Poirot, insanların kafalarını iyi tanırım.” 

Agatha Christie, Dersimiz Cinayet

Bu kitabın özellikle dikkatimi çeken üç özelliği oldu. Bunlardan ilki, alıntıda ismini görebileceğiniz Giraud isimli polis dedektifinin cinayeti çözmek konusunda Poirot ile yarış içerisinde olmasıydı. Dedektiflik konusunda başarısız olan bu karakter üzerinden yazar, bir cinayetin nasıl çözülemeyeceğini de okuyucuya başarılı bir şekilde anlatıyor. Bununla beraber de elbette Poriot’nun hanesine okuyucunun gözünden fazla puan yazılmasını  sağlıyor.

İkincisi, bir dedektifin karakter kalıpları yaratması ve “şöyle insan şöyle davranır, böyle insan böyle davranır…” gibi gerçek hayata uyumlu olabilecek tespitler yapması diyebilirim. Aslında Poirot’nun bu tespitler sayesinde varsayımlarını üreterek olayları çözdüğünü ilk kez bu kitapta görüyoruz. Son olarak da, Hastings’in eşiyle nasıl tanıştığını ve evlendiğin bu kitapta öğreniyoruz.

Altın Kitaplar‘dan Dersimiz Cinayet ismiyle basılan kitap, ülkemizde daha önce Golf Sahasındaki Cinayet (Ak, 1962) ve Zincirleme Cinayetler (İnkılap ve Aka, 1972) isimleriyle de yayınlanmış.

Bir Cevap Yazın