Zamanı henüz gelmemiş şeylerin temsilcileriyiz.

Açıkgörüşlülüğümüzü, onların böyle davranmakta haklı olduklarını anlamaya kadar vardırmamız gerekiyor. Çünkü onlar da kendi dünyalarını savunuyorlar ve bizim haber verdiğimiz dünya gerçekleşirse, bu onların sonu olacak.
space-peace

Bizler, zamanı henüz gelmemiş şeylerin temsilcileriyiz.

Türkiye’nin 2016 EPI Puanı

Yale ve Columbia Üniversiteleri her yıl Dünya Ekonomi Forumu’nda (WEF) ülkelerin çevre politikalarını değerlendirdikleri Çevresel Performans Endeksi adında bir rapor yayınlıyor. Orjinal adı Environmental Performance Index olan ve kısaca EPI adı verilen bu raporda ülkelere çevreye verdikleri öneme göre puan veriliyor.

2016 yılında açıklanan rapora göre, Türkiye 67.68 EPI Puanı ile dünya ülkeleri içerisinde 99. sırada yer alıyor. Ayrıca raporda son yıllarda büyük gerileme gösteren ülkelerden birisi olarak gösteriliyor. Tamamına Yale Üniversitesi’nin sitesinden ulaşabileceğiniz rapora göre 2016 yılı itibariyle Dünya’da Doğaya En Çok Önem Veren 10 Ülke aşağıdaki gibi sıralanıyor. Bu yüzden, Dünya’nın bir geleceği olacaksa, bu kuzey ülkeleri sayesinde olacak diye düşünüyorum.

Sıralama Ülke EPI Puanı
1. Finlandiya 90,68
2. İzlanda 90,51
3. İsveç 90,43
4. Danimarka 89.21
5. Slovenya 88.98
6. İspanya 88,91
7. Portekiz 88,63
8. Estonya 88,59
9. Malta 88,48
10. Fransa 88.2

 

Kimseyi değiştirmeye çalışmayın…

Bir foruma üye olurken aklıma geldi… Vakti zamanında bir forum sitem vardı, kurduğum captcha eklentisi siteye üye olurken Türkiye’nin başkentini soruyordu. Cevaplayamayan o kadar çok kişi vardı ki yeni üye sayısı neredeyse yarı yarıya azalmıştı. Bir süre boyunca konuyu ilginç bulup soruları sürekli değiştirmiştim; ilkokul öğrencisi bilir dediğimiz “Cumhuriyet kaç yılında ilan edildi?” gibi soruları bile doğru cevaplayamayan insanlar vardı, sonunda mecburen soruyu değiştirip 1+1=? yapmıştım.

Yani, insanlar bilgisayar kullanabiliyor olabilir ama bu ülkenin başkentini bildikleri anlamına gelmez. En ileri teknolojiyi kullanabilmek bile kimseye kendiliğinden eğitim ve kültür kazandırmaz. Klavye kullanmayı bilen herkes bir şeyler yazabilir. Cem Yılmaz’ın “toynağıyla nasıl yazdı acaba bunu?” sorusunu hatırlayın, durumu tam olarak özetliyor sanırım. Devamını Oku »

Kısa Kısa – 4

Eğitim sebebiyle son 16 günümü Ankara’da geçirdiğim için yeni yazı yazmaya fırsat bulamadım. Hiç okuma yapamadığım, dizilerimi izleyemediğim ve çok sık müzik dinleyemediğim yorucu günler geçirdim. Buna karşın, gözlemlerimle ve kafamda birleştirdiklerimle gelecekte yazacağım kısa kısa derlemeleri için epey bir içerik biriktirdiğimi söyleyebilirim.

İlk olarak Ankara sahaflarına değinmek istiyorum; İstanbul’daki sahaflara nazaran inanılmaz ucuzlar. Çok vakit geçirmesem de, geçirdiğim kısa zamanda anladığım kadarıyla “sahaf kültürü” dediğimiz şeyden oldukça uzaklar. Yalnızca ticari amaçla sahaflık yapmaya çalıştıkları için gelen-giden kitap sirkülasyonları çok fazla ve kitapların gerçek değerlerini pek bilmiyorlar. Bir sonraki Ankara ziyaretimde sahafları uzun uzun gezmek için bir program yapacağım, kesinlikle tavsiye ederim.

Bu seferlik yaptığım bir saatlik kısa ziyarette listemde olan dört kitabı çantama attım. Iris Murdoch‘un Çan ve Tek Boynuzlu At romanları ile beraber, Gao Xingjian‘dan Ruh Dağı ve Bernhard Schlink‘ten Gordiyon Fiyongu Ankara sahaflarından kütüphaneme kattığım kitaplar oldu. Devamını Oku »

Kısaca Yaşanan Hayatlar…

Son zamanlarda google keyword planlaması yaparken ilgimi çeken bir şey var. Derinlemesine bilgi gerektiren her aramanın sonunda bir “kısaca” yazısı ile karşılaşıyorum. Basit bir örnek az önce gözüme çarptı; Google’da “yenilenebilir enerji kaynakları kısaca” aylık 1000 arama alıyor. Dünyanın geleceğini belirleyen en önemli alanda bile, ilgi duyan insanlar “kısaca” bilgi edinmek istiyor. Bu yüzden ben, bu sondaki kısacaların üzücü olduğunu düşünüyorum.

İnsanlar her şeyin kısasına o kadar alıştı ki, hayatları da artık buna göre şekilleniyor. Kimse uzun okumuyor, kimse detay bazında bilgi birikimine sahip değil. Toplumun bilgi düzeyi tl-dr düzeyinde yazılan makaleler ile oluşturuluyor. Herkes sonuca odaklı, sonuca varmak için en kısa yol neyse oradan gitmeye hazır bir zihniyette yaşıyor. Bu yolun doğru ya da yanlış olduğunu kimse umursamıyor, “vicdan” yalnızca sesi bastırılması gereken bir içsel güç haline gelmiş.

Yaşadığımız toplumda herkes, hikayenin Gregor Samsa’nın bir sabah dev bir böceğe dönüşmesiyle başladığını sanıyor; kimse neden ve nasıl dönüştüğünü umursamıyor.

Kısa Kısa – 3

bob-dylan-2016-nobel-edebiyat-oduluNobel Ödüllerinin takipçileri, 1953 yılında Winston Churchill’e verilen Nobel Edebiyat Ödülü’nün şokunu henüz atlatamamışken, bu yıl bir sürprizle daha karşılaştı. 2016 Nobel Edebiyat Ödülü, “Amerikan şarkı geleneğine yeni şiirler kattığı için” Bob Dylan‘a verildi. Altıncı kez favori aday gösterilen Haruki Murakami‘nin ödülü kaçırması ise okurlarını oldukça üzdü.

Bob Dylan’ı hepimiz sevsek de, yazdığı şarkı sözlerinin büyük bir çoğunluğunun eski halk şarkılarından “araklama” olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Kirby Ferguson’un bu örnek üzerinden yaptığı Remiksi Benimseyin başlıklı TED konuşmasını daha önce paylaşmıştım. Bu yüzden edebiyat alanında Bob Dylan gibi bi söz yazarının Nobel’i ne kadar hak ettiğini tartışılmaya ve tepki gösterilmeye değer buluyorum.

Filmler ve Filimler geçtiğimiz yıl Facebook’ta kurulan ve eleştirisel film parodileri hazırlayarak yola çıkan güzel bir oluşum. Bir yıl içerisinde büyüyen ekip artık kısa web dizileri de yapmaya başladı. Severek takip ettiğim Türk Youtuber Barış Özcan‘ın anlatıcı olarak seslendirme yaptığı Kutu isimli 6 bölümlük mini dizilerini olukça beğendim. Ülkemiz standartlarına göre örnek alınabilecek, eğlenceli bir yapımdı. İlgi duyduysanız, bir göz atın. Devamını Oku »

WordPress Siteniz İçin Swiftype Eklentisi Alternatifleri

wordpress-swiftype-eklentisi

Swiftype Nedir?

Swiftype, site içeriğinizden özel bir veritabanı oluşturarak sitenizdeki arama formlarına otomatik tamamlama özelliği getiren ve arama formunun istatistik verilerini sunan oldukça kullanışlı bir servistir. WordPress için eklenti ile kolay kurulabilir olması bu servisi oldukça popüler yapsa da, yüksek ücreti sebebiyle birçok kullanıcı alternatif bir servis kullanmaya daha sıcak bakıyor. Swiftype’a alternatif arayanlar için bir araştırma yaptım ve en iyi alternatifleri listeledim. Devamını Oku »

Kısa Kısa – 2

Nobel ödüllerinin açıklanmaya başladığı bir haftadan merhabalar, edebiyat ödülünün sahibini bulmasını merakla bekliyorum. 13 Ekim’de açıklanacak olan Nobel Edebiyat Ödülünün bu yılki en büyük favorisi yine Haruki Murakami olarak görünüyor. Suriyeli şair Adonis ve Amerikalı yazar Philip Roth da bu yılki diğer önemli adaylar olarak tahminlerde yer alıyor. Philip Roth‘un eserlerini pek okumadığım ve tahmin konusunda çoğu zaman ters köşeye yattığım için bu seneki ödüller konusunda bir tahminde bulunmaktan kaçınacağım. Nobel ödülleri hakkında ayrıntılı bilgi almak ve kazananları görmek isterseniz nobelprize.org‘u ziyaret edebilirsiniz.

roadies-dizisiRoadies, bu yılın başlarında haberini aldığım ve heyecanla beklediğim bir diziydi, o zamanlar bu heyecanımı Showtime’dan Yeni Dizi: Roadies başlıklı yazımda paylaşmıştım. 13 Haziran’da pilot bölümü ile Showtime’da başlayan dizi, 10 bölümlük harika bir sezonun ardından 28 Ağustos’ta sezon finali yapmıştı.

Kelly Ann, Donna Mancini, Wesley, Phil gibi karakterlerine aşık olduğum dizinin yeni sezonu için bir yıl nasıl bekleyeceğimi düşünürken, Showtime’dan beklenmedik bir iptal kararı geldi ve dizi ikinci sezon onayını alamadı.

Bir sezonda sona eren diziler listesine katılsa da, Roadies’in izleyicileri için bambaşka bir dizi olduğunu, herkes için ayrı bir anlam taşıyan dizilerden olduğunu söylemeliyim. Mesele bana, The All Night Bus Ride bölümüyle Lynyrd Skynyrd’ı tekrar tekrar sevdiren dizi oldu.  The City Whose Name Must Not Be Spoken bölümüyle The Who’yu, The Load Out bölümüyle Eddie Vedder’ı ilk defa tanıyormuşum gibi sevdim. Bu yüzden, önce sizlere, sonra da barda tanıştığım her insana bu bir sezonluk diziyi önereceğim. Roadies, gelecekte Freaks and Geeks’in ardından bir sezonda gönüllere taht kuran ikinci dizi olarak hatırlanacak. Devamını Oku »

Kısa Kısa – 1

Bloğumu uzun süredir takip eden birileri kaldıysa, belki hatırlayabilirler; eskiden haftalık notlarımı paylaştığım “Bir Haftada” isimli bir yazı serim vardı. Her hafta müzik, sinema, edebiyat gibi konularda aklımda kalan haberleri ve kendi düşüncelerimi paylaşıyordum. Böylece, uzun içerikler girmeye vakit bulamadığım zamanlarda burayı kısa içeriklerle doldurmuş oluyordum.

Bir yazarın okudukları, dinledikleri, seyrettikleri, düşündükleri, izlenmleri hakkında bir çift söz etme gereksinimiyle kaleme aldığı irili ufaklı notların, başkalarının yaşamına renk, solok, canlılık kattığını; onda öğrenmek, izlemek, katılmak, paylaşmak arzusu yaratttığını görmek başlı başına bir yazı mutluluğudur. Murathan Mungan.

Bu sebeple, bu diziyi yeniden başlatmak istedim ve bu sefer adına “Kısa Kısa” diyorum; yalnızca haftalık olarak değil, not defterimin bir sayfası dolduğu her zaman yazıya dökülecek. İşte son dönemden aklımda kalan bazı şeyler… Devamını Oku »