E-Kitapçılar: Ücretsiz E-Kitap Arşivi

Basılı kitabın verdiği keyfi alamadığım için, e-kitap okumaya pek sıcak bakmıyorum. Yalnızca basılı olarak bulamadığım eski kitapları ekran karşısında okurum. Buna karşın, araştırma yaparken kitaplar içerisinde arama yapmak kolay olduğu için, elimin altında geniş bir e-kitap arşivi bulunduruyorum. Metin içeriğinden faydalandığım için de bu arşivin tamamı .epub formatından oluşuyor.

Araştırmamı yaparken bu .epub arşivi içerisinde arama yapıyor, bazı kısımları okuyor ve işime yarayacak bir kitap bulursam, gidip basılı olarak alıyorum. Her ne kadar kitap fiyatlarının yüksek oluşunu şikayet edip dursam da, korsan kitabı desteklemeyi de doğru bulmuyorum.

Benim gibi düşünüyor ve e-kitapları benzer amaçlar için kullanıyorsanız, bir grup e-kitap dostu tarafından kurulan, yalnızca .epub formatında kitaplar paylaşan ve oldukça geniş bir arşivi olan E-Kitapçılar isimli siteye bir göz atmanızı öneririm.

Türkiye’de Medyanın Yaşananları ve Yaşanacakları Meşrulaştırma Çabası

Toplum iyilikten, güzellikten o denli uzaklaştı ki, ülkedeki tüm haber söylemleri, yaşananları ve yaşanacakları meşrulaştırmak üzerine kuruluyor artık. Asıl görevlerinin başında siyasileri denetlemek ve halk adına siyasilerin üzerinde psikolojik baskı oluşturarak onları doğru yolda tutmak gelen medya kuruluşlarının yaptığı tek şey, hükumetin kurmak istediği düzene yönelik olarak toplumu alıştırmak olmuş; siyasilerden tamamen bağımsız olması gereken medya, hükumetin bir kurumu haline gelmiştir.

Ne yazık ki toplumun büyük bir bölümü yalnızca kendisine verileni alan, medyadan ve özellikle de hükumetten duyduğu her şeyi sorgulamaksızın kabul eden insanlardan oluşuyor. Bu yüzden, yapılmaya çalışanın farkında olan bizler, meşrulaştırılmaya çalışılan kötülüklere karşı ilk tepkiyi basın-yayın kuruluşlarının karşısına çıkarak göstermeliyiz. Devamını Oku »

Norah Jones – Day Breaks (2016)

norah-jones-day-breaks-2016

Son albümü Little Broken Hearts yayınlanalı dört sene geçmiş ama ben albümü alışımı, dinleyişimi dün gibi hatırlıyorum. Yıllardır Norah Jones’un tüm şarkılarını o kadar çok seviyor ve dinliyorum ki, hiç yeni albümü ne zaman çıkacak diye düşünmüyorum; aslında şu ana kadar söylemiş olduğu her parçanın, yeryüzüne fazlasıyla yetebileceğine inanıyorum. Bu yüzden albümlerini yalnızca haberini aldığım zaman büyük bir sevinçle karşılıyorum. Haberini alıp sevindiğim ilk albüm The Fall‘dan beri de her albümünü bu blogda paylaştım sanırım.

Dört yıllık aranın ardından gelecek yeni albümü Day Breaks, 7 Ekim 2016’da yayınlanacakmış. 12 parçadan oluşan albümde 9 yeni şarkının yanı sıra Horace SilverNeil Young ve Duke Ellington‘dan seçtiği 3 cover yer alıyor. Her ne kadar ilk defa bir albüm kapağını beğenmemiş olsam da, albümden şu ana kadar yayınlamış olduğu iki parçaya (Carry On ve Flipside) da bayıldım. Devamını Oku »

Atatürk’ün “Bay” ve “Bayan” Terimleri Hakkındaki Görüşü

ataturkun-bay-ve-bayan-terimleri-hakkindaki-gorusu

Yoğun çalışma günlerinden bir gün kütüphanede çalışıyordu.

Meşgul olduğu Bayönder adlı piyesin yazımını kontrol ediyordu, o kadar ki tek tek okuyor, gerekli tashihleri yapıyor, okuyor, tekrar okuyordu. Bir ara bana seslendi “Bay ne demektir, biliyor musun? Dur bekle, cevabını ben vereyim. Saygıya, hürmete layık insan, erkek demektir; bayan da, aynı saygı ve hürmete layık olan kadın demektir. Bundan böyle artık erkeklere bay, kadınlarımıza bayan diye hitap edeceğiz.” O sırada içeri giren ve konuşmayı dinleyen sofra şefimiz İbrahim söz istedi ve “Peki kadınlara bayan dediğimizde hem madam hem matmazel mi olacak? Matmazele de ayrı bir hitap daha iyi olmaz mı Paşam?” deyince “İbrahim, belki haklısın, ama bir kadını evlenmeden önce ve sonrasında iki ayrı insan saymak bence çağdışı bir olaydır. Bugünkü medeniyette bu düşünülemez” dedi ve eline kalemi alarak “genelde erkek için bay, kadın için bayan denecek. Artık bey, beyim, efendi, kadın, hanım yok” dedi.

Nitekim birkaç gün sonra çıkan bir kanunla bu eski tabirler komple kaldırılmıştı, ama bay ve bayan tabiri kanuna Atatürk’ün isteğiyle konmamıştı. “Bunu kanunla emretmek olmaz. Bu benim isteğimdir, kararı zaman içinde milletim versin” diyerek konuyu kapatmıştı.

-Atatürk’ün Yanı Başında, Nuri Ulusu, s60

Halk kandırıldı mı, bozuldu mu?

Jean-Jacques Rousseau, Toplum Sözleşmesi‘nin ikinci kitabında egemenliği yani genel istemin yürütülmesini konu alır. “Genel istem yanılır mı?” sorusunu cevapladığı üçüncü bölüm şu paragrafla başlar:

“…Genel istem her zaman doğrudur ve kamusal yararlara yöneliktir. Ama bundan halkın kararlarının her zaman doğru olduğu sonucu çıkmaz. İnsan her zaman kendi iyiliğini ister ama, bunun ne olduğunu her zaman kestiremez. Halk hiçbir zaman bozulmaz ama, çoğu kez aldatılabilir. İşte, ancak o zaman kötülüğe eğilimli görünür.”

Rousseau’nun halk üzerine fikrini açıkça belirttiği altı çizili son iki cümle üzerine uzun zamandır düşünüyorum. Fikirleriyle, Fransız İhtilali’nin getirdiği milliyetçilik akımının en büyük destekçilerinden olan Rousseau için, elbette ki halk özünde iyidir. Ancak milliyetçiliği benimsemeyen ve bu yüzden bu konuya daha objektif bakabildiğini düşünen bendeniz için, içinde yaşadığım bu halka “kandırılmış” diyebilmek çok zor geliyor. İnce bir çizginin üzerinde duruyorum.

Oylar kendi başlarına değersiz şeylerdir.

Atatürk’ün ileri görüşlülüğünün derin tarih ve sosyoloji bilgisinden geldiğini düşünüyorum. Şu sıralar da Anıtkabir Derneği Yayınları‘nın çıkardığı, Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar adında 24 ciltlik harika bir seri okuyorum. 1928’de Milli Eğitim Bakanlığı’na Türkçeye çevirtip bastırdığı H.G. Wells‘in Cihan Tarihinin Umumi Hatları eserinde, aşağıdaki bölümü işaretlemiş ve altını özenle çizmiş.
Okumadan, araştırmadan, düşünmeden, “yalnızca söylenenlere kulak vererek” oy kullanan insanların hem kendilerine hem de toplumun geri kalanına nasıl zarar verdiğini çok güzel özetliyor…

Modern devleti kendisinden önceki devletlerden ayıran esaslı fark, bu düşüncenin ameli sahada tahkiki, terbiyenin bireysel bir iş olmayıp, geneli ilgilendiren keyfiyetinde saklıdır. İnsanların yaratmaya çalıştıkları modern yurttaşın, ilk önce bilgili, sonra da oy sahibi olması gerekir.

Modern yurttaş oyunu vermeden önce tanıkları dinlemelidir. Kararını vermeden önce konu hakkında bilgi ve düşünce sahibi olmalıdır. Bu da, seçim kulübeleri (Pnollig-booths) kurmakla değil, okullar kurmakla, edebiyatı, bilgiyi ve haberi kolay edinilebilir bir hale getirmekle olur. Böylece esaret ve karışıklık içerisindeki modern düşünüş, var olan iradeye dayanan katılımla çalışan bir devlete yol açmış olur. Oylar kendi başlarına değersiz şeylerdir. Greekoslar zamanında İtalya’da insanlar oy sahibiydiler. Oylar kendilerine bir yarar getirmedi. Eğitim ve öğretim görmemiş bir insanın oy sahibi olması, kendisi için yararsız ve tehlikelidir. Kendisine doğru yöneldiğimiz düşünme yeteneğine sahip toplum, yalnızca bir irade topluluğu değildir. O, “iman ve boyun eğme toplumu”nun yerini alacak olan “bilgi ve irade camiası”dır. Göçebelikten gelen özgürlük ve nefise güven ruhuyla uygarlığa katılımda, zenginlik ve öz güven unsurlarını barıştıracak uzlaşma aracı eğitimdir.

Atatürk Wells’in eserini ilk olarak Fransızcasından (Esquisse de l’Histoire Universelle) okumuş ve derhal Türkçeye çevrilmesi talimatını vermiş. Hatta eserin çevirisinin gecikmemesi için eser fasiküller halinde çok sayıdaki çevirmene verilmiş. Türkçede Cihan Tarihinin Umumi Hatları adıyla yayımlanan bu kitap Atatürk’ün Nutuk’ta bahsettiği tek kitaptır. Almanya’da ise Naziler tarafından yakılmış ve yasaklanmış.

Türkiye’nin Yasaklı Kitapları

Vakti zamanında, Elif Şafak‘ın davalık olan kitabı Baba ve Piç üzerinden yola çıkarak Türkiye’deki yayın yasakları üzerine bir araştırma yapmıştım ve araştırmam bittiğinde karşılaştığım tablo beni çok şaşırtmıştı. O dönemde sıklıkla karşı çıktığımız “yasaklı siteler” listesinden çok daha geniş bir “yasaklı kitaplar” listemiz olduğunu öğrenmiştim. Das Kapital, Mein Kampf ve Nazım Hikmet kitapları bu listenin en başında yer alıyordu…

Bir zamanlar amatörce yaptığım bu araştırmamın üzerinden neredeyse 10 seneye yakın bir zaman geçmişken, bugün bu konudaki güncel yayınları ve haberleri okudum. Hükumetin artan sansür uygulamalarıyla beraber, artık kitapların basılmadan önce sansürlendiğini, basıma bile girmediğini gördüm. Bu durum bazı yayınlar için öyle bir seviyeye çıkmış ki, basım öncesi sansürler ile beraber gizlilik kararı da verilmiş.

Özetlemek gerekirse, artık hükumetin sansürlediği kitaplar basılmadan önce sansürlendiği için kimse içeriğini bilmiyor. Gizlilik kararı olduğu için de sansür gerekçesi açıklanmıyor ve böylece birileri kimseye hiçbir açıklama yapmadan istediği kitabı sansürleyebiliyor.

Voltaire’den 300 yıl sonra yaşayan insanların, fikir özgürlüğü konusunda ondan bu kadar geride olmalarına mı, yoksa bir toplum yönetiyor olmalarına mı üzülelim?

 

Fikirlerinizden nefret ediyorum. Ama onları savunabilmeniz için hayatımı feda etmeye hazırım. -Voltaire

Wrapped – Time Lapse Kısa Film (2015)

Medeniyet ve doğa arasındaki çatışmayı derinlemesine inceleyen Wrapped, ilk olarak 2014 yılında yayınlanmış. Bir yıl içerisinde 100’ün üzerinde festival gezen film, bu festivallerden sayısız ödülle döndükten sonra, geçtiğimiz haftalarda internet üzerinden de yayınlandı. Time-Lapse video tekniği ile çekilen 4 dakikalık bu kısa film, medeniyet ve doğa çatışmasına yeni bir boyut kazandırıyor.

İlşad Özkan – Sen Bir Harikasın

İlşad Özkan‘ın yazılarını, kaynak göstererek, bilimsel yazdığı için çok beğeniyordum. Uzun zamandır kitabını alıp okumak aklımdaydı, bu ay yaptığım kitap alışverişimde sipariş ettim ve nihayet okudum. Bilmediğim şeyler varmış, öğrendim. Örneğin, kadınlarda hipertrofi az olur biliyoruz ama “neden” sorusunun cevabını anatomik olarak ilk kez mantıklı okudum. Benim için gerçekten bilgilendirici bir kaynak oldu. Yeni başlayanlar başta olmak üzere, aktif spor yapan, spora ilgi duyanlar için gerçekten güzel bir kaynak…

İlşad Özkan - Sen Bir HarikasınKitabın Künyesi

Orjinal Adı: Sen Bir Harikasın – Bilimsel Fitness (Sağlıklı Yaşam ve İdeal Vücut İçin)
Yazar: İlşad Özkan
Sayfa Tasarımı: Fettullah Mercan
Kapak Tasarımı: Gizem İskender
Editör: Meltem Yılmaz
Basım: İstanbul, 2014
ISBN: 9786056501005
Sayfa Sayısı: 384
Yayınevi: Yazarın Kendi Yayını

Tanıtım Bülteninden

Türkiye’nin en çok okunan fitness yazarı İlşad Özkan, beklenen kitabı “Sen Bir Harikasın”la okuyucunun karşısında! 2009’dan bu yana Zinde Türkiye Sağlıklı Yaşam ve Spor Dergi’sinin genel yayın yönetmenliğini yapan Özkan, bu ilk kitabında daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış 105 farklı başlık altındaki yazısıyla fitness’a sıfırdan başlamak isteyenlere ışık tutuyor. Özkan’ın kendine has üslubuyla kaleme aldığı eserde yer alan konulardan bazıları ise şöyle:

  • Çok antrenman yapmak yağlarınızı yakmakta neden ters etki gösterebilir?
  • Vücutta ilk yağlanan bölgelerdeki yağlar neden en son yakılır?
  • İnsülini karbonhidrat kadar protein de yükseltiyor, neden ve nasıl?
  • Bilimsel olarak “mucize” öğün nedir ve ne işe yarar?
  • Günlük kalori ihtiyacını bulmada en doğru yöntem nedir?
  • Gerçek iştahla sahte iştahı nasıl ayırırsınız?
  • Fazla kalori neden ve nasıl her zaman yağa dönüşmez?
  • Yeni başlayanlar aerobik çalışmalarını nasıl “dört dörtlük” hale getirir?
  • Serbest ağırlıklar neden daha fazla güçlendirir?
  • Diyet lifler, çeşitleri ve önemi nedir?
  • Neden sporla kilo vereceğim derken bazen kilo alırsınız?
  • Protein, yağ ve karbonhidrat… Makrobesinler neden ve nasıl tüketilmeli?
  • Kalori azaltmadan da kilo vermek mümkündür, neden ve nasıl?
  • Kemik kalınlığınız ağırlığınızı ve görünüşünüzü nasıl etkiler, kalın kemikliler ideal vücut için ne yapmalı?
  • Kötü alışkanlıklarınıza rağmen neden spor yapmalısınız?
  • Pilates kasları uzatır mı? Tabii ki hayır!
  • Uyurken nasıl daha fazla kalori harcarsınız?

Tüm bunlar ve çok daha fazlası en ince detaylarıyla “Sen Bir Harikasın”da!

221B Dergi – 2 Aylık Polisiye Dergi

211B Polisiye Dergisi

Ocak 2016’da yayın hayatına başlayan 221B Dergi, salt edebiyat değil, “polisiye” kültürünün farklı kulvarlarına değinen, araştıran, sorgulayan bir kültür dergisi olmayı hedefliyor. İki aylık periyotlarla yayınlanacak derginin Ocak-Şubat sayısını oldukça beğendiğim için, bu ay Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Kadın Dedektifler dosyasını kapağa taşıdıkları Mart-Nisan sayısını da aldım. Henüz okumaya başladığım bu sayısı da harika olmuş.

Polisiye kültürüne merak duyuyorsanız, Ahmet Ümit, Sevin Okyay gibi çok önemli kalemlerin de yer aldığı dergiye biz göz atmanızı öneririm. Ayrıca derginin sitesinde de polisiye dünyasına dair güncel haberler ve duyurular yer aldığını söyleyeyim.