Oylar kendi başlarına değersiz şeylerdir.

Atatürk’ün ileri görüşlülüğünün derin tarih ve sosyoloji bilgisinden geldiğini düşünüyorum. Şu sıralar da Anıtkabir Derneği Yayınları‘nın çıkardığı, Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar adında 24 ciltlik harika bir seri okuyorum. 1928’de Milli Eğitim Bakanlığı’na Türkçeye çevirtip bastırdığı H.G. Wells‘in Cihan Tarihinin Umumi Hatları eserinde, aşağıdaki bölümü işaretlemiş ve altını özenle çizmiş.
Okumadan, araştırmadan, düşünmeden, “yalnızca söylenenlere kulak vererek” oy kullanan insanların hem kendilerine hem de toplumun geri kalanına nasıl zarar verdiğini çok güzel özetliyor…

Modern devleti kendisinden önceki devletlerden ayıran esaslı fark, bu düşüncenin ameli sahada tahkiki, terbiyenin bireysel bir iş olmayıp, geneli ilgilendiren keyfiyetinde saklıdır. İnsanların yaratmaya çalıştıkları modern yurttaşın, ilk önce bilgili, sonra da oy sahibi olması gerekir.

Modern yurttaş oyunu vermeden önce tanıkları dinlemelidir. Kararını vermeden önce konu hakkında bilgi ve düşünce sahibi olmalıdır. Bu da, seçim kulübeleri (Pnollig-booths) kurmakla değil, okullar kurmakla, edebiyatı, bilgiyi ve haberi kolay edinilebilir bir hale getirmekle olur. Böylece esaret ve karışıklık içerisindeki modern düşünüş, var olan iradeye dayanan katılımla çalışan bir devlete yol açmış olur. Oylar kendi başlarına değersiz şeylerdir. Greekoslar zamanında İtalya’da insanlar oy sahibiydiler. Oylar kendilerine bir yarar getirmedi. Eğitim ve öğretim görmemiş bir insanın oy sahibi olması, kendisi için yararsız ve tehlikelidir. Kendisine doğru yöneldiğimiz düşünme yeteneğine sahip toplum, yalnızca bir irade topluluğu değildir. O, “iman ve boyun eğme toplumu”nun yerini alacak olan “bilgi ve irade camiası”dır. Göçebelikten gelen özgürlük ve nefise güven ruhuyla uygarlığa katılımda, zenginlik ve öz güven unsurlarını barıştıracak uzlaşma aracı eğitimdir.

Atatürk Wells’in eserini ilk olarak Fransızcasından (Esquisse de l’Histoire Universelle) okumuş ve derhal Türkçeye çevrilmesi talimatını vermiş. Hatta eserin çevirisinin gecikmemesi için eser fasiküller halinde çok sayıdaki çevirmene verilmiş. Türkçede Cihan Tarihinin Umumi Hatları adıyla yayımlanan bu kitap Atatürk’ün Nutuk’ta bahsettiği tek kitaptır. Almanya’da ise Naziler tarafından yakılmış ve yasaklanmış.

Türkiye’nin Yasaklı Kitapları

Vakti zamanında, Elif Şafak‘ın davalık olan kitabı Baba ve Piç üzerinden yola çıkarak Türkiye’deki yayın yasakları üzerine bir araştırma yapmıştım ve araştırmam bittiğinde karşılaştığım tablo beni çok şaşırtmıştı. O dönemde sıklıkla karşı çıktığımız “yasaklı siteler” listesinden çok daha geniş bir “yasaklı kitaplar” listemiz olduğunu öğrenmiştim. Das Kapital, Mein Kampf ve Nazım Hikmet kitapları bu listenin en başında yer alıyordu…

Bir zamanlar amatörce yaptığım bu araştırmamın üzerinden neredeyse 10 seneye yakın bir zaman geçmişken, bugün bu konudaki güncel yayınları ve haberleri okudum. Hükumetin artan sansür uygulamalarıyla beraber, artık kitapların basılmadan önce sansürlendiğini, basıma bile girmediğini gördüm. Bu durum bazı yayınlar için öyle bir seviyeye çıkmış ki, basım öncesi sansürler ile beraber gizlilik kararı da verilmiş.

Özetlemek gerekirse, artık hükumetin sansürlediği kitaplar basılmadan önce sansürlendiği için kimse içeriğini bilmiyor. Gizlilik kararı olduğu için de sansür gerekçesi açıklanmıyor ve böylece birileri kimseye hiçbir açıklama yapmadan istediği kitabı sansürleyebiliyor.

Voltaire’den 300 yıl sonra yaşayan insanların, fikir özgürlüğü konusunda ondan bu kadar geride olmalarına mı, yoksa bir toplum yönetiyor olmalarına mı üzülelim?

 

Fikirlerinizden nefret ediyorum. Ama onları savunabilmeniz için hayatımı feda etmeye hazırım. -Voltaire

Wrapped – Time Lapse Kısa Film (2015)

Medeniyet ve doğa arasındaki çatışmayı derinlemesine inceleyen Wrapped, ilk olarak 2014 yılında yayınlanmış. Bir yıl içerisinde 100’ün üzerinde festival gezen film, bu festivallerden sayısız ödülle döndükten sonra, geçtiğimiz haftalarda internet üzerinden de yayınlandı. Time-Lapse video tekniği ile çekilen 4 dakikalık bu kısa film, medeniyet ve doğa çatışmasına yeni bir boyut kazandırıyor.

İlşad Özkan – Sen Bir Harikasın

İlşad Özkan‘ın yazılarını, kaynak göstererek, bilimsel yazdığı için çok beğeniyordum. Uzun zamandır kitabını alıp okumak aklımdaydı, bu ay yaptığım kitap alışverişimde sipariş ettim ve nihayet okudum. Bilmediğim şeyler varmış, öğrendim. Örneğin, kadınlarda hipertrofi az olur biliyoruz ama “neden” sorusunun cevabını anatomik olarak ilk kez mantıklı okudum. Benim için gerçekten bilgilendirici bir kaynak oldu. Yeni başlayanlar başta olmak üzere, aktif spor yapan, spora ilgi duyanlar için gerçekten güzel bir kaynak…

İlşad Özkan - Sen Bir HarikasınKitabın Künyesi

Orjinal Adı: Sen Bir Harikasın – Bilimsel Fitness (Sağlıklı Yaşam ve İdeal Vücut İçin)
Yazar: İlşad Özkan
Sayfa Tasarımı: Fettullah Mercan
Kapak Tasarımı: Gizem İskender
Editör: Meltem Yılmaz
Basım: İstanbul, 2014
ISBN: 9786056501005
Sayfa Sayısı: 384
Yayınevi: Yazarın Kendi Yayını

Tanıtım Bülteninden

Türkiye’nin en çok okunan fitness yazarı İlşad Özkan, beklenen kitabı “Sen Bir Harikasın”la okuyucunun karşısında! 2009’dan bu yana Zinde Türkiye Sağlıklı Yaşam ve Spor Dergi’sinin genel yayın yönetmenliğini yapan Özkan, bu ilk kitabında daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış 105 farklı başlık altındaki yazısıyla fitness’a sıfırdan başlamak isteyenlere ışık tutuyor. Özkan’ın kendine has üslubuyla kaleme aldığı eserde yer alan konulardan bazıları ise şöyle:

  • Çok antrenman yapmak yağlarınızı yakmakta neden ters etki gösterebilir?
  • Vücutta ilk yağlanan bölgelerdeki yağlar neden en son yakılır?
  • İnsülini karbonhidrat kadar protein de yükseltiyor, neden ve nasıl?
  • Bilimsel olarak “mucize” öğün nedir ve ne işe yarar?
  • Günlük kalori ihtiyacını bulmada en doğru yöntem nedir?
  • Gerçek iştahla sahte iştahı nasıl ayırırsınız?
  • Fazla kalori neden ve nasıl her zaman yağa dönüşmez?
  • Yeni başlayanlar aerobik çalışmalarını nasıl “dört dörtlük” hale getirir?
  • Serbest ağırlıklar neden daha fazla güçlendirir?
  • Diyet lifler, çeşitleri ve önemi nedir?
  • Neden sporla kilo vereceğim derken bazen kilo alırsınız?
  • Protein, yağ ve karbonhidrat… Makrobesinler neden ve nasıl tüketilmeli?
  • Kalori azaltmadan da kilo vermek mümkündür, neden ve nasıl?
  • Kemik kalınlığınız ağırlığınızı ve görünüşünüzü nasıl etkiler, kalın kemikliler ideal vücut için ne yapmalı?
  • Kötü alışkanlıklarınıza rağmen neden spor yapmalısınız?
  • Pilates kasları uzatır mı? Tabii ki hayır!
  • Uyurken nasıl daha fazla kalori harcarsınız?

Tüm bunlar ve çok daha fazlası en ince detaylarıyla “Sen Bir Harikasın”da!

221B Dergi – 2 Aylık Polisiye Dergi

211B Polisiye Dergisi

Ocak 2016’da yayın hayatına başlayan 221B Dergi, salt edebiyat değil, “polisiye” kültürünün farklı kulvarlarına değinen, araştıran, sorgulayan bir kültür dergisi olmayı hedefliyor. İki aylık periyotlarla yayınlanacak derginin Ocak-Şubat sayısını oldukça beğendiğim için, bu ay Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Kadın Dedektifler dosyasını kapağa taşıdıkları Mart-Nisan sayısını da aldım. Henüz okumaya başladığım bu sayısı da harika olmuş.

Polisiye kültürüne merak duyuyorsanız, Ahmet Ümit, Sevin Okyay gibi çok önemli kalemlerin de yer aldığı dergiye biz göz atmanızı öneririm. Ayrıca derginin sitesinde de polisiye dünyasına dair güncel haberler ve duyurular yer aldığını söyleyeyim.

2. Sınıflar Diploma Töreni (Şubat 2016)

Benim en minik öğrencilerim, 2. sınıf öğrencilerinden oluşan 13 kişilik grubum Türkiye Karate Federasyonu’nun Şubat 2016 sınav döneminde bir üst kuşağa terfi ederek turuncu kuşak oldular. Ailelerini davet ettiğimiz diploma töreni için, ufak bir gösteri hazırladık. Gösterinin ardından yeni kuşaklarını benden, diplomalarını ailelerinin ellerinden aldılar.

Showtime’dan Yeni Dizi: Roadies

26 Haziran 2016’da ilk bölümü yayınlanacak dizi, müzik gruplarının olmazsa olmaz emektarları roadie‘lerin hayatlarını konu alacak. Başrollerini Luke Wilson ve Carla Gugino‘nun paylaştığı dizinin yapımcı kadrosunda Oscar ödüllü Cameron Crowe ve J.J. Abrams yer alıyor. Yalnızca kadrosunun kalitesi için bile merakla beklediğim dizinin müziklerine Eddie Vedder‘ın el attığını öğrenince inanılmaz heyecanlandım. Hard Sun‘ın çaldığı bu trailer da heyecanımı ikiye katlandı.

ISIL Türkiye’de Nasıl Yapılandı? Kim Destekledi?

İnsanlar hâlâ ülkede terör faaliyetleri gerçekleştiren tek örgütü PKK olarak biliyor. Kimse hükumetin beslediği, sonra da başımıza bela ettiği örgütlerin farkında değil. Ankara’daki ilk ve İstanbul’daki son terör saldırısında eylemci ISIL militanıydı, ama kendisine milliyetçi diyenler PKK’ya sövüp sayıyor. insanlar nasıl bu kadar kör olabiliyor, anlayamıyorum.

Hayır, örgütlerin ideolojisi ve eylemleri benzer olsa az da olsa anlarız ama örneğin, DHKP-C olsun, ISIL olsun, PKK olsun bunların hepsi birbiri ile çatışan örgütler, hepsi birbiri ile de düşman. Bu yüzden hepsinin çıkarlarını ve ilişkilerini farklı değerlendirmek gerekiyor. Hepsinin bizi ilgilendiren en büyük ortak yanı, ülkemiz sınırları içerisinde at koşturmaları ve hükûmetten destek alıyor olmalarıdır.

Örneğin, yukarıda da söylediğim gibi, İstanbul’daki son terör olayının faili ISIL militanıydı. Son yıllarda Orta Doğu coğrafyasını kana bulayan bu örgüt, PKK’nın eski kadroları tarafından Suriye’de kurulan YPG ile savaş durumundadır. Dolayısıyla, ülkemizdeki destekçileri PKK değildir. Peki ama kimdir?  Devamını Oku »

6563 Numaralı Kanun: Yasama Var, Yürütme ve Yargı Yok

Gelen kısa mesajlardan ve maillerden o kadar bunaldım ki, kişisel bilgilerimi markalarla paylaşmaktan ciddi anlamda rahatsız oluyorum. İzinsiz gönderimi engellemeyi de kapsayan 6563 numaralı yasa bir yıldan fazla bir süredir yürürlükte olsa da, yasa kapsamında ceza alan firmaların sayısı iki elin parmaklarını geçmedi. Üstelik kesilen cezalar da ufak firmalara, 1000-2000 TL para cezalarıydı. Yani büyük umutlar beslediğimiz bu yasa da ülkenin mahvolmuş adalet sistemi içerisinde kendisine yürüyecek yol ve yürütecek çoban bulamadı. Kısacası izinsiz gönderimi engelleyen kanun var, ama uygulanmıyor…

Geçenlerde telefon kulaklığı almak için bir mağazaya girdim, kulaklığı alıp kasaya geldiğimde, “isim-soyisim, adres, telefon?” istediler. İçimden sabır diyerek bilgileri verdim, fatura verdiler. Aynı gün bir başka mağazada yine bilgilerim istendi, ama bu sefer fiş verildi, “kişisel bilgilerimi alıp fatura vermediniz, bu bilgileri fiş kesmek için mi aldınız?” diye sorunca, kasadaki görevli “efendim standart uygulamamız, zorunlu olarak alıyoruz” dedi. Cevap vermek için ağzımı açmadan önce arkamda sıra bekleyenleri gördüğüm için tatsızlık çıkarmak istemedim ve bir şey demeden mağazadan ayrıldım. 10 dakika sonra da alt tarafı bir çorap almak için girdiğim spor mağazasında yine kişisel bilgilerim istenince de dayanamayıp sordum. Devamını Oku »

Ortaokul ve Liselere Kodlama Dersi Geliyor…

Geçenlerde ilkokullar için code.org tabanlı programlamaya giriş (mantık) atölyesi filan düşünüyordum. Kod yazmayı tanıtmak ve sevdirmek amacıyla ufak bir proje olarak, öyle bir fikir kırıntısı vardı kafamda. Tesadüf bu, gündeme okullarda kodlama dersi geldi ama ne yazık ki asıl verilmesi gerekenlere, yani 1-2-3-4. sınıf öğrencilerine yönelik değil…

Ben, çocuklara verilecek kodlama derslerini toplumun geleceği için eğitim alanında atılacak en büyük adımlardan birisi olarak görüyorum. Şunu da biliyorum ki, Google ve Microsoft gibi dünyanın önde gelen şirketleri tarafından desteklenen ve Türkçeye çevrilmiş code.org gibi harika bir kaynak varken, bizimkiler birilerine milyarları yedirip, neticesinde de ortaya (yazıda da bahsedildiği üzere) normal lise müfredatı içerisinde kaybolmaya müsait, çocukların bilgisayar başında öylesine vakit geçirecekleri dersler çıkaracaklar… Eğitim alanında yapılması gereken en büyük reformlardan birisi, “biz biliriz biz” zihniyetiyle yapılacağı için başarısız olacak. Çok üzülüyorum…