Kategoriler
Müzik

2012’nin En Sevdiğim Parçaları

Çoğumuzun bayıldığı, Metallica‘nın inanılmaz Deep Purple coverı ile başlayayım. James, When a Blind Man Cries‘ı öyle bir yorumladı ki, bambaşka bir dünya oluştu. Özlediğimiz Metallica’dan güzel bir çıkış oldu. Bir de albüm haberi gelirse, süper olur.

Megadeth ve 2012 singleı Whose Life (Is It Anyways?) diyorum. Fazla bir açıklama yapmama gerek yok sanırım. Megadeth ve Dave Mustaine‘i ne denli sevdiğim herkes tarafından bilinir.

Muse‘un Ekim ayında piyasaya çıkan, içerisindeki buram buram Queen ve U2 esintileri ile beni hüsrana uğratan albümü The 2nd Law‘da gerçekten beğendiğim tek parça, Explorers oldu. Sözlerini o kadar çok beğendim ki, listeme almazsam olmaz.

Tamam, Green Day‘in Kasım’da çıkan albümü iDos! da 12/13 oranında hüsrandı, kabul ediyorum. 1/13 ile beni mutlu eden kısım ise, Amy Winehouse‘a adanmış olan albümün son parçası Amy oldu. Amy’nin anısına, bu parça da listemde artık.

Aerosmith, 8 yıl aradan sonra çıkardığı Music from Another Dimension! isimli albümü ile kelimenin tam anlamıyla yardırdı. What Could Have Been Love albüm içerisindeki en beğendiğim parça oldu. Bu listenin olmazsa olmazlarından.

2011′de bir albüm çıkarmadığı için, sevdiceğim Norah Jones‘un 2012 albümü beni mutluluktan havalara uçurdu. Happy Pills albümünde en sevdiğim parça, albüme adını veren Happy Pills oldu. Bol bol dinledim, dinledikçe daha da sevdim.

Uzun bir aradan sonra stüdyo albümü ile dönüş yapan efsanelerden birisi de Steve Vai oldu. Vai, İstanbul konserinin yanı sıra, stüdyo albümü The Story of Light ile de bu yıl beni benden aldı. Volkalde Beverly McClellan ile albümün en sevdiğim parçası John The Revelator oldu.

Lynyrd Skynyrd‘ın da Last of a Dyin’ Breed isimli stüdyo albümü ile yardırdığını düşünürsek, bu yıl, gerçekten de efsanelerin yılıydı sanırım. Last of a Dyin’ Breed, albüme adını veren en sağlam parça olmakla beraber, bu listenin de olmazsa olmazlarından.

Efterklang, pek bilinmese de benim gibi bilenleri tarafından oldukça fazla sevilen, Sigur Rós gibi kuzeyin müziğini harika bir şekilde ifşa eden ender gruplardandır. Grubun 2012 albümü Piramida‘nın açılış parçası Hollow Mountain oldukça güzeldi.

The Killers, 2000′den kurulan beğendiğim ender alternatif rock gruplarından birisidir. Bu yüzden, The Killers‘ın Eylül ayında çıkan albümü Battle Born‘u da es geçmek istemiyorum. Albümün açılış parçası Flesh And Bone bence oldukça iyiydi.

Sizi bilmem ama, ben efsanelerden sıkılmıyorum. Bu yüzden listeme bir efsaneyi daha ekliyorum. 9 yıl aradan sonra çıkardığı stüdyo albümü La Futura ile ZZ Top da 2012 listeme girmeyi başardı. Albümde en sevdiğim parça, I Gotsta Get Paid oldu. Klibi de pek güzel.

Simone Simons‘ı (buraya kalp gelecek) mı daha çok seviyorum, yoksa grubu mu daha çok seviyorum bilmiyorum ama Epica‘nın çalışmalarını oldukça beğeniyorum. Grubun 2012 albümü Requiem for the Indifferent içerisindeki Storm the Sorrow da bu listenin olmazsa olmazlarından. Bu parçada, Simone Simons kadar Mark Jansen da döktürmüş.

Priscilla Ahn annemin gelin adayı olmaya aday, tatlı mı tatlı, güzel sesli bir hatun. Kendisini uzun zaman önce Dream parçasıyla tanımış, aşık olmuş, takibe almıştım. 2012 albümü Natural Colors içerisindeki tek ingilizce parça olan Sayonara COLOR‘a bayıldım.

Katie Melua biraz daha güzel olsaydı, annemin bir başka gelin adayı olabilirdi. Hatta bu yıl çıkardığı Secret Symphony albümü ile evliliği bile garantileyebilirdi. Albüme adını veren Secret Symphony‘de gerçekten harika bir performansı var.

Big Big World ile çocukluğumda hafızama kazınan, sesini pek sevdiğim Emilia Rydberg de 2012′de I Belong to You isimli güzel mi güzel bir albüm yayınladı. Albüm içerisinde en beğendiğim parça, aynı zamanda ilk single olan Lost Inside oldu.

Hastası olduğum alternatif rock gruplarından birisi de Kent. 10 parçadan oluşan 2012 albümleri Jag är inte rädd för mörkret içerisinde, tüm grubun müzik katkısında bulunduğu yalnızca 2 parça yer alıyor. Bu parçalardan Hänsyn bence albümün en başarılı parçası.

2012′de dinlediğim albümlerden, en güzel isme sahip olanı Deftones‘un Koi No Yokan isimli albümüydü. Deftones serttir, ama sağlam gruptur. Bol miktarda Radiohead esintileri sezsem de, What Happened To You? epey başarılı bir parçaydı.

Steve Jobs her ne kadar “artık bir hayal kırıklığı” dese de, John Mayer‘ı ben hâlâ beğeniyorum. Bir adam 35 yaşına gelir de, ancak bu kadar yenilikçi albümler yapabilir. 2012 albümü Born and Raised‘da en beğendiğim parça, If I Ever Get Around to Livin oldu.

Listemi Settle Down ile hastası olduğumuz Kimbra‘nın 2012′deki 3 singleından birisi ile sonlandırayım. Two Way Street, bu yıl Kimbra‘nın en beğendiğim singleı oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir