Eric-Emmanuel Schmitt – Şişmanlayamayan Sumocu

Doğan Kitap‘tan yayınlanan Şişmanlayamayan Sumocu, Milarepa, Mösyö İbrahim ve Kuran’ın Çiçekleri, Oscar ve Pembeli Meleği, Bayan Ming’in Hiç Olmayan On Çocuğu ve Nuh’un Çocukları ile beraber, Eric-Emmanuel Schmitt‘in günümüzdeki dinleri ele aldığı roman dizisi The Invisible Cycle (Görünmez Döngü) içerisinde yer alıyor. Zen öğretisinin içerisinde, derin felsefi anlamlar taşıyor…

Doğan Kitap’tan çıkan Bayan Ming’in Hiç Olmayan On Çocuğu, Fransız yazar Eric-Emmanuel Schmitt’in okuduğum ilk kitabıydı. Kısacık romanın arka planında o denli derin bir anlam vardı ki, ilk kez tanıştığım yazara hayran kalmış ve çevremdeki birçok kişiye tavsiye etmiştim. Görünmez Döngü serisini ve diğer kitaplarını da bu kitap sayesinde öğrenmiştim. O gün bugündür de yazarın diğer kitapları okunacaklar listemde bulunuyor.

Bazı kitaplar vardır, okurken yazarın düşüncelerine, olaylara kendimizi kaptırırız. Bazılarında ise kitabın bize anımsattıklarıyla ve içimizde birikenlerle beraber, kendi düşüncelerimize kapılırız, içimizdeki bazı dağınık taşlar yerlerine otururlar. Kısacık olmasına karşın büyük bir derinliği bulunan bu kitap, benim için ikinci türden oldu. Kısa bir çay-kahve molasında bitirmemin ardından öylesine beğendim ki, tekrar ve tekrar okudum.

Uzunca bir süre sonra, Şomintsu kâsenin birine bir kaju fıstığı koyarak bana işaret etti.

“Neden gelişemediğini anlatayım, Cun. Şimdi bu fıstığı verimli, yeni havalandırılmış, taze bir toprağa gömersem, kuvvetle muhtemel gelişir, kök salar, sürgün verir, serpilip ağaç olur. Öte yandan, eğer buraya koyarsam…”

Fıstığı beton zemine koydu.

“…kurur, ölür. Sen niçin gelişemiyorsun? Çünkü kendinden beslenemiyorsun: Ruhundan kopmuşsun, böyle yapay bir zemine konulmuş gibisin, betona gömülmüş bir tohum gibi. Kökün olmadan gelişemezsin!”

“Bendeki beton nedir?”

“Bilinçsizlik.”

“Anlamıyorum.”

“Can çekişiyorsun, çünkü her şeyin üzerini örtmüşsün, duygularının, sorunlarının, geçmişinin. Kim olduğunu bilmiyorsun, dolayısıyla kendinden bir şey inşa edemiyorsun.

Şişmanlayamayan Sumocu, Eric-Emmanuel Schmitt, s39-s40

Ailesinden kopmuş, Tokyo’nun caddelerinde varoş bir yaşam süren, asi ve vahşi bir çocuğun, karşısına çıkan bilge bir ihtiyarla tanışmasıyla başlıyor hikaye… Japonya’nın en iyi sumo güreşi hocalarından biri olan bu ihtiyar, oldukça zayıf bir yapısı olan kahramanımız Cun’a, “sende bir şişman görüyorum” diyerek, onu sumo güreşçisi olmaya davet ediyor. Başlarda bunu saçma bulan ve direnen Cun, sonunda içindeki bir amaca tutunma isteğine karşı koyamayıp, ihtiyar Şomintsu’nun dojosuna katılıyor.

Yoğun antrenman programına ve beslenmeye rağmen ne yaparsa yapsın şişmanlayamayan genç sumo güreşçimiz için çıktığı bu yolculuk, bilgelikten doğmuş zen öğretisiyle, içsel bir arayışa ve anlayışa dönüşüyor. Cun’un yolculuğunda her kitleden okuyucun kendisi ile özdeşleştirebileceği bilgelik dolu birçok karar anı bulunuyor…

Bir Cevap Yazın