Jules Verne – Doktor Ox’un Deneyi

Jules Verne‘nin, bir solukta okunabilecek kadar kısa olan öyküsü Doktor Ox’un Deneyi, ütopik bir toplumun distopik bir topluma dönüşmesinin hiciv dolu anlatımıyla dikkat çekiyor. Olayların hızlı bir şekilde geliştiği hikayede, yazarın ustaca tasvirleri, olayları hikayeleştirmede büyük bir rol oynuyor.

Doktor Ox’un Deneyi (Une fantaisie du docteur Ox) ilk olarak 1972 yılında Musée des familles isimi resimli dergide yayınlanmış. Ardından, 1974 yılında, adını da verdiği bir hikaye koleksiyonu içerisinde tek yeni hikaye olarak yer aldığı görülüyor. Yazarın kardeşi Paul Verne‘nin de Quarantième ascension française au mont Blanc isimli bir hikayesinin yer aldığı seçkide, Jules Verne’nin daha önce yayınlanmış Zacharius Usta ve Buzullar Arasında Bir Kış ve Un drame dans les airs isimli hikayeleri yer alıyor. Doktor Ox’un bu basımdaki versiyonu ile, ilk okunan ve yayınlanan versiyonu arasında sansürün etkisinde farklar bulunuyor.

Mizah dolu bu romanında Jules Verne, soyutlaştırılmış, hiçbir kişisel hırsın olmadığı, dakikada ellinin altında nabızla yaşayan bir toplum ütopyası yaratarak, bu toplumun anlatımını ustaca bir hicivle yapıyor. Batı Flanders’te (Bugünkü Belçika), Quiquendone isimli hayali bir kentte yaşayan bu toplumda, belediye başkanı hiçbir önemli karar vermeden ölmenin mükemmelliğine yaklaşmaya çok yakınken, kasabada olağan dışı bazı olaylar yaşanmaya başlıyor.

Asistanı Ygene ile beraber kasabaya gelen Doktor Ox, şehrin aydınlatma sorunu tüm maliyetlerini karşılayarak çözeceğini söylese de, aslında yapmak istediği tek şey kent halkını bilim uğruna kobay olarak kullanmaktır. Aydınlatma için kentin her yanına döşediği borular aracılığıyla, tüm kente onları agresifleştiren bir gaz yayar ve kasabada olağan olanın ötesinde birtakım olaylar yaşanmaya başlar…

Bu istisnai kentte, genç kalplerin çarpmadığını düşünmek yanlış olur. Sadece belli bir yavaşlıkta çarpıyordu. Dünyanın bütün diğer kentlerindeki gibi orada da evleniliyordu, ama uzun bir süre bekledikten sonra. Bu ürkütücü ilişkilere girmeden önce, nişanlılar birbirlerini incelemek istiyorlardı ve bunun için gerekli araştırmalar, aynı kolejdeki gibi, en az on yıl sürüyordu. Bu süreden önce “onay almak” nadirdi.

Doktor Ox’un Deneyi, Jules Verne, s31.

Jules Verne, hikayelerinde bir konu hakkında bilgi ve birikimini ortaya koymayı, bazı bölümlerde teknik anlatımlar yapmayı ve olayları mantıksal çerçeveye sığdırmayı sever. Bunun en iyi örneklerinden birisi olarak fizik ve matematik ile dolu olan Ay’a Yolculuk‘u gösterebiliriz. Doktor Ox’un Deneyi’nin bir bölümünde ise, Meyerbeer’in ünlü operası Les Huguenots‘un dördüncü bölümünün lirik bir anlatımıyla yazarın bu ustalığına bir kez daha şahit oluyoruz. Bunun yanında, yazarın doktor ve asistanı (Ox-Ygene) üzerinden yaptığı kelime oyunu gibi küçük detaylar da insanı gülümsetiyor.

Bir solukta okunan bu hikayede olayların, Jules Verne’nin bilindik hızından çok daha hızlı bir şekilde akıyor diyebilirim. Birkaç sayfada anlatılabilecek olaylar, yazarın usta elinde mizahi tasvirler ve diyaloglar ile uzatılmış; ortaya bitirildiğinde üzerinde düşünülmesi gereken bir eser çıkmış. Ütopya olarak başlayıp distopyaya evrilecek kadar zıtlaşması hikayenin en sevdiğim yönüydü diyebilirim.

Alev Özgüner tarafından dilimize çevrilen Doktor Ox’un Deneyi, ülkemizde ilk olarak 2001 yılında İthaki Yayınları tarafından basılmış. İş Bankası Kültür Yayınları’nın Modern Klasikler Dizisi içerisindeki ilk baskısı ise 2017 yılının Şubat ayında yapılmış. Bu edisyonda da çevirmen olarak Alev Özgüner’in imzası bulunuyor.

Bir Cevap Yazın