Kambur – Şule Gürbüz

Bir kitabını okuduğum vakit, “kağıda döktüğü her şeyi okumalıyım” diye düşündüğüm çok az yazar vardır. Şule Gürbüz, bu düşünceyi bende uyandırmayı başaran yazarlardan birisidir. Ustalık döneminde değil, henüz yolun başında yayınladığı ilk romanı Kambur, bir insanın kendisine ve insanlığa duyduğu öfkeyi, geride bıraktığı tarifi imkansız bir etkiyle işliyor. Bana sorulsa bir gün “Kamburunun düzelmesini mi istersin, yoksa tüm insanların kambur olmasını mı?” diye, herkesi kambur görmek olurdu dileğim.

Kitabın Künyesi

Kambur – Şule GürbüzKitabın Adı: Kambur
Editör: Belce Ünüvar
Kapak: Suat Aysu
Kapak Kolajı: Nozzoli, 1936
Düzelti: Müge Karahan
ISBN: 978-975-470-313-9
Sayfa Sayısı: 92
Yayınevi: İletişim Yayınları

“‘Genç bir yazarın ilk eseri’ denecek, ‘juvenilia’ kategorisine sokulacak hiçbir yanı yoktu Kambur’un. Olgun bir yazarın elinden çıkmış, acemiliği, sakarlığı olmayan, olgun bir metindi.” -Murat Belge

Kitaptan Alıntılar

Ayaklarına takıldı gözü, 46 numara ayaklarına. Bu boya 46 numara… 40 olsaydı; üçer santimetreden altı santimetre, boyuna eklenebilseydi… Neyse. Böyle hesaplardan iğrenir gibi yaptı, gülümsedi. “Akıl ideale varamayınca hicve varıyor,” diye geçirdi aklından. Böyle bir sözü bu kadar yersiz de olsa kullanabilmekten büyük bir sevinç duyduysa da bu, az sonra pişmanlığa dönüştü. “Keşke belli etmeseydim, altını çizecekleri bir cümleyi mahvettim. Belki odasına assam bile olurdu. Böylece haklı çıkardım. ‘Akıl hiçbir yere varamayınca, duvara yazı olur.’ “

Bir Cevap Yazın