Selam Dünya.

Öncesinde yaptıklarını boşver. Sen git 8 km koş. Ayakların ağrısın. Sonra denizin güzelliğine dayamamayıp yüzmeye başla bir de. Denizin ortasında iki ayağına da kramp girsin. Önce bilinç dışı bir panik, 3-5 saniye sadece. Sonra bilinç devrede, kramp geçsin diye sırt üstü yatıyorsun. Geçmiyor. Ardından sahile kollarınla ulaşabileceğin umudu doluyor içine. Denemeye başlıyorsun, o da olmuyor. Yoruldun, bitti. Tekrar sırt üstü yatıyorsun. Gecenin üçünde denizin ortasında sırt üstü yatıyorsun, gökyüzü harika. Ay ve yıldızlar o kadar güzel ki. Aklından geçirdiğin tek şey ne harika bir ölüm olduğu. Bitti sonunda diyorsun. Oh be, dinlenirim bol bol. Keşke onu bir kez daha gorebilseydim. Bunları bir anda düşünüyorsun. Ve düşündüğün anda kramp geçiyor. Yorgunluğun da sanki çekilip alınıyor senden. Gülümseyip sahile yüzüyorsun. Aptal bir sırıtma var suratında. Selam dünya diyorsun. Seninle daha yapacak işlerimiz varmış. İlk olarak 8 km yolu dönmekle başlıyorsun. Neyse ki yalnız değilsin. Koşu fikrini aklına sokan barmen seninle beraber. Çorba içip hayata dönüyorsunuz. Akşam verdiği kokteyli düşünüyorsun. Hem onun hem de kokteylin güzel olduğuna karar veriyorsun. İyi ki bu maceraya çıkmışız. Ölüm, yaşamı anlamanın tek yolu sanırım diyorsun, içinden…

07.07.2012 ~ Bozcaada’da hayatıma anlam veren bir gece..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: