Sonuncu Tekil Şahıs

Her yaşanmışlığın insana bir şeyler kattığına inanır ve bu yüzden de hiçbir yaşanmışlıktan pişmanlık duymazdı… Yine de bu, bazı yaşanmışlıkların onu üzmediği anlamına gelmiyor; bazı yaşanmışlıklara üzülürdü. Bazılarınaysa…

Çok üzülürdü.

Akıllı insanların kontrol edemeyecekleri şeylere üzülmediklerini söyleyenlerin, yalnızca aptallar olduğunu bilirdi. Zaten, ona göre yalnızca aptal insanlar akıllı insanlar hakkında konuşabilir, onları kontrol altına alabilirdi.

Hep böyle söylerdi.

Duyguların ve düşüncelerin gücüne inanırdı. Hatta bir keresinde duygularının da yardımını alarak düşünce gücüyle aklını oynatmıştı ama sonrasında bunu kimseye kanıtlayamadı. Tesadüf odur ki, o günden sonra herkes ona deli demeye başlamıştı.

Ama henüz delirmemişti.

Sürekli gitmekten bahseder, oysa yalnızca oturup gidenleri seyrederdi. Herkes laf adamı dese de, o yalnızca bir seyredeni olmadan gitmeyi istemezdi.

Hiç seyredilmedi.

Hep sevdi, en çok da sevmeyenlerini sevdi. Onlar onu ne kadar sevmediyse, o onları o kadar çok sevdi. Onların yerine de seviyorum derdi ama o kadar sevgisiz insanları seviyordu ki, içlerini doldurmaya sevgisi yetmedi.

Sonunda vazgeçti.

Durdu, bekledi, sonun gelmesini bekledi.

Sonsuza kadar bekledi.

Son demişken; hayatı boyunca hep sonuncu olmuştu. Asla önündekini geçemediği herkes tarafından bilinirdi. Bilinmeyense, hayatı boyunca hiç yarışmadığıydı…

Bir Cevap Yazın