Kategoriler
Film

The Ballad of Buster Scruggs (2018)

Ethan Coen ve Joel Coen kardeşlerin 20-25 yıla dayanan bir geçmişte yazdığı altı hikayeden oluşan bir antoloji filmi olan The Ballad of Buster Scruggs, barındırdığı karanlık drama ve kara mizahla western sinemasına saygı duruşu niteliğinde, seyir zevki yüksek bir yapım.

Ethan Coen ve Joel Coen kardeşler tarafından bir dizi olarak planlanan ve 2017 yılında duyurulan The Ballad of Buster Scruggs‘ın haklarının Netflix tarafından satın alınması, platformların giderek büyüdüğü ve bunun nereye varacağının kesin olarak bilinemediği bir dönemde “sonunda bu da oldu” dedirten bir gelişmeydi. Projenin bir antoloji filmine çevrildiğinin duyurulmasıyla beraber, Coen kardeşler Alfonso Cuaron‘dan sonra Netflix için film yapan ikinci büyükler oluyordu.

İlk olarak 31 Ağustos 2018 tarihinde 75. Venedik Uluslararası Film Festivali‘nde gösterilen film, burada en iyi senaryo dalında ödül kazanarak, Coen kardeşlerin karanlık mizahla yüklü sinemasını sevenlere heyecanlı bir vizyon bekleyişi başlattı. Alışılagelenin aksine bilgisayar başında olan bu bekleyiş sonunda film, 16 Kasım 2018’de Netflix üzerinden yayınlandı.

İkilinin 20-25 yıla dayanan bir geçmişte western kültürüne dayanarak yazdıkları altı hikayeden oluşan film, daha önce bu tarzda yaptıkları No Country for Old Men (2007) ve True Grit (2010) filmlerinin çok üzerinde, yoğun bir dramaya sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Bu dramanın kara mizah ile birleşmesi ise, hikayeleri izlerken meraklandıran, ne olacağı tahmin edilemeyen büyülü bir hava içerisinde izleyiciye sunuyor.

Birbirinden bağımsız altı hikayenin her birinin başrolünde harika oyunculuk performansları yer alıyor. Filme ismini veren ilk hikaye The Ballad of Buster Scruggs‘ta Tim Blake Nelson özellikle övgüyü hak ederken, Near Algodones‘te James Franco‘nun, All Gold Canyon‘da Tom Waits‘in ve Meal Ticket’ta Liam Neeson ve Harry Melling ikilisinin ondan aşağı kalır bir yanı yoktu. Oyuncuların rolleri başarıyla oynaması ile, rolün oyuncuya uygun olması etkenleri birbirini tamamlamış diyebilirim.

The Ballad of Buster Scruggs, ikilinin tamamen dijital olarak çektiği ilk film olduğu için, film setini bu anlamda deney yapmak için de bolca kullanmışlar. Görüntü yönetmeni Bruno Delbonnel‘in çekim teknikleri ve doğru renk tercihleri, kaliteli panaromalar ortaya çıkarmış. İzlerken çöldeki kavurucu sıcağı, bunaltıcı havayı ve büyük yalnızlığı hissetmemek imkansız. Joel Coen bu atmosferle ilgili olarak, filmi çekmeyi fiziki olarak zorlaştırdığını ve yaşları dolayısıyla kendilerini çok daha fazla etkilediğini söylüyor.

Filmi başarılı kılan bunca etkenin karşısında, hikayelerin film boyunca bir kitaptan okunuyor ve ara geçişlerde de bu kitabın sayfalarının çevriliyor olması filmin bütünsellikten uzaklaştırıp tam bir antoloji havasına sokmuş. Bu yetersiz bağlayıcılık her bir hikayenin ardından ekrandan biraz uzaklaştırabiliyor. Diyaloglar, oyunculuklar ve çekim kalitesi için tam puan verebileceğim bir filmde bunun olması, izlerken beni gerçekten çok olumsuz etkiledi. Bir bağlayıcılık bulunsaydı, en sevdiğim Coen filmi olabilecekken direkten döndü. Puanım: 8/10

Bir Cevap Yazın