The Gentlemen (2019)

Guy Ritchie’nin Snatch ve RocknRolla gibi şiddet içeren, izleyiciyi meraklandırmayı bilen kara komik suç filmlerinin bir yenisi olan The Gentlemen, karmaşık bir hikayeyi sürükleyici anlatmayı başarmasıyla, güçlü karakterleriyle ve başarılı oyunculuklarıyla izlenmeye değer bir film.

Snatch (2000), The Man from U.N.C.L.E. (2008), RocknRolla (2015) ve Sherlock Holmes uyarlamarıyla sevdiğim yönetmen Guy Ritchie‘nin izlediğim son filmi, beni büyük bir beklentiye sokan ancak hayal kırıklığına uğratan King Arthur: Legend of the Sword (2017) olmuştu. 2019 yılında gelen iki filminden Aladdin bu hayal kırıklığını devam ettirecek gibi görünüyor olsa da, The Gentlemen‘dan gelen haberler oldukça umut vericiydi. Oyuncu kadrosunu, filmin afişlerini ve hikayesini gördüğümde, “yeni bir Snatch mi geliyor?” diye düşündüğüm ve Aladdin‘i pas geçerek izlediğim film, Snatch’in komedi ritmini yakalayamamış olsa da, hikaye ve kurgusuyla en az onun kadar başarılı bir film.

Snatch ve RocknRolla gibi şiddet içeren, karanlık bir topluluğun hikayesini komedi unsurlarıyla birleştiren The Gentlemen, Londra’da esrar imparatorluğu kuran Mickey Pearson isimli Amerikalı bir uyuşturucu patronunun yatırımlarını satarak bu işten çıkmak istemesi sonrasında yaşanan olayları anlatıyor. Ayrılma kararı veren Pearson’un güçsüzleştiğini düşünen yeraltı dünyası, onun uyuşturucu yatırımlarına ve iş bağlantılarına sahip olmak için farklı birçok yola başvuruyor…

Guy Ritchie’nin diğer filmlerinde olduğu gibi, bu filmde de her karakterin unutulmaz bir kimliği ve rolü var. Keskin karakterleri aynı ortamda birbirlerinin gölgesinde kalmadan gösterebilmek konusunda yine harikalar yaratmış. Mickey Pearson dışındaki hiçbir karakterin geçmişi yok ama her biri o kadar iyi yaratılmış ve oynanmış ki, tüm geçmişlerini biliyormuş gibi benimseyebiliyorsunuz.

Keskin bir başrol karakterinin olmadığı filmde, Mickey Pearson’u canlandıran Matthew McConaughey‘in bir odak rolü bulunsa da, Hugh Grant, Charlie Hunnam ve Henry Golding gibi tanıdık aktörlerin önemli rolleri, Colin Farrell‘in de küçük bir yan rolü bulunuyor. Fletcher karakteriyle açılış sahnesinden itibaren film boyunca hikayenin anlatıcısı konumunda bulunan ve filmin akıcılığını sağlayan Hugh Grant özellikle övgüyü hak ediyor.

Filmde çok uzun konuşmalar var ve Fletcher’ı öğrenmek için aylar harcadım. Çocuklarımla bir kayak tatiline gitsem de kayak yapmadım, çünkü gün boyunca sadece senaryo okudum. Guy’un diyaloğu kesinlikle özlü ve çok cesur. Bunu yaşamak, nefes almak ve kendiniz olmak zordur ve bu meydan okumadan çok keyif aldım.

Hugh Grant

Aksiyon, suç ve komedi türlerinin bir arada olduğu bu tarz filmleri izlerken, seyir zevkimizi etkileyen en önemli şey kurgudur. Senaryonuz ve oyuncularınız ne kadar iyi olursa olsun, bir düzine karakterin birbirleri ile olan ilişkisini ve eylemlerinin yarattığı sonuçları iki saatlik bir filmde anlaşılır ve en önemlisi de hızlı bir akıcılıkla sunmak için, sağlam bir kurgu gerekiyor. The Gentlemen, çok katmanlı kurgusuyla, özgün bir tarzla yaratılan hikayeyi ve karakterleri tam anlamıyla koruyarak bunu başaran oldukça kaliteli bir film. Guy Ritchie’nin köklerine dönüşü diyebiliriz. Puanım: 8/10

Bir Cevap Yazın