Amerigo – Stefan Zweig

Amerika kıtasını keşfeden kimdir sorusu sorulduğunda, bugüne kadar edindiğimiz bilgiyle aklımıza gelen ilk isim her daim Kristof Kolomb oluyor. Peki hiç düşündünüz mü; Amerika’yı keşfeden gerçekten oysa, kıtaya neden onun adı değil de aynı dönemde yaşamış bir başka kişinin, Amerigo Vespucci‘nin adı verilmiştir?

Tarihi kişiler üzerine yorumlarıyla ve biyografileriyle tanınan, edebiyat tarihinin en sevdiğim yazarlarından birisi olan Stefan Sweig, 1944 yılında yayınladığı kitabı Amerigo‘da, bazı kesimler tarafından 500 yıldır kavgası süren bu isim tartışmasına değiniyor, ve kendi deyimiyle tarihsel bir yanlışlığın hikayesini anlatıyor.

Amerigo Vespucci, gerçekten de kitaplarında yazdığı gibi kıtayı Kristof Kolomb‘dan önce keşfetmiş midir? Yoksa birçok kişinin inandığı gibi, Kristof Kolomb‘un ününü çalan bir hırsız, bir yalancı mıdır? Stefan Zweig, tüm bu soruların cevaplarını derinlemesine bir araştırmayla yazılmış bu güzel biyografide yanıtlıyor.

Kitabın Künyesi

Amerigo – Stefan ZweigKitabın Adı: Amerigo: Tarihsel Bir Yanlışlığın Hikayesi
Orjinal Adı: Amerigo: Die Geschichte eines historischen Irtums
Yazar: Stefan Zweig
Çeviri: Ogün Duman
Yayına Hazırlayan: Şebnem Sunar – Yeşim Tükel Kılıç
Kapak Tasarımı: Ayşe Çelem Design
Kapak Resmi: © iStockphoto.com
Kapak Baskı: Azra Matbaası
İç Baskı ve Cilt: Özal Matbaası
ISBN: 978-975-07-0528-1
Sayfa Sayısı: 120
Yayınevi: Can Yayınları

“Dönüp olanları düzeltme şansı tanımayan tarih, Vespucci’yi seçmiştir ve tarihin kararları, ne denli saçma ve adaletsiz de olsa, katidir.”

Kitaptan Alıntılar

Neyse ki tarih mükemmel bir drama yazarıdır; tragedyalarında olduğu gibi komedyalarında da parlak bir son bulmakta son derece yetkindir.

Adını insanlığın en muzaffer defterinden silmek mümkün değildir artık; belki de onun dünyamızdan keşif tarihi içindeki başarısını en iyi tarif eden çelişki, Kolomb’un Amerika’yı keşfetmiş ama tanıyamamış; Vespucci’nin ise orayı keşfetmediği halde bunun yeni bir kıta olduğunu anlamış olmasıdır. Bu başarı her daim hayatıyla, adıyla beraber anılacaktır. Çünkü belirleyici olan tek başına eylem değildir; bunun tanımı ve etkisi daha önce gelir. Yapılan bir şeyi anlatan ve açıklayan kişi çoğu zaman onu yapandan daha önemlidir ve tarihin önceden kestirilemez güçler dengesi içinde genellikle en küçük bir hareket bile en inanılmaz etkilere neden olabilir. Tarihten adalet bekleyen, onun vermeye yanaştığından çok daha fazlasını istemiş demektir. Tarih, ölümsüzlüğü genellikle yalın, ortalama bir insana dağıtırken en cesur ve bilge olanları, isimsiz karanlığa savurur.

Bir Cevap Yazın