Anthropoid (2016)

1938 yılında Nazi Almanyası’nın Çekoslovakya’nın stratejik öneme sahip bir bölgesi olan Südet’in kendisine verilmesini istemesiyle ortaya çıkan Südet krizi sonrasında, Eylül ayında Münih Konferansı toplanır. Hitler’in ev sahipliği yaptığı konferansa Mussolini (İtalya Krallığı), Neville Chamberlain (Birleşik Kralllık) ve Edouard Daladier (Fransa) katılır. Bu üç ülkenin Çekoslovakya’yı temsil etmesinin temelinde, Çekoslovakya ile Fransa arasında 1924 yılında yapılmış olan ve Çekoslovakya’nın toprak bütünlüğünün garantisi niteliğindeki antlaşma yer alır.

Hitler’in savaş tehditlerine karşın henüz hazır olmayan İtalya, Fransa ve Birleşik Krallık savaştan kaçınmak adına Mussolini’nin önerdiği Münih Antlaşması’nı imzalar ve Çekoslovakya’yı Hitler’e teslim eder. Çekler tarafından Münih İhaneti olarak adlandırılan bu antlaşma neticesinde Çekoslovakya hiçbir müttefikten destek görmez ve Almanya tek bir kurşun sıkmadan ülkeyi işgal eder. Bu olaydan 10 yıl sonra Alman diplomat Erich Kordt, 4 Haziran 1948 tarihli Nürnberg mahkemesindeki ifadesinde Münih Anlaşması metninin Almanya tarafından planlandığını ve o tarihteki zayıf İtalya üzerinden teklife açıldığını itiraf edecektir…

Südet Bölgesi’ni Almanya’ya vermek zorunda kalan ve zayıflayan Çekoslovakya’nın Cieszyn Silesya bölgesi de Polonya tarafından geri alınınca ülke iyice zayıflar ve bunu fırsat bilen Almanlar, Çekoslovakya’nın diğer bölgelerini de işgal ederler. Bunun üzerine Birleşik Krallık başbakanı Neville Chamberlain, ihanete uğradıklarını ve Münih Antlaşması’nın bir öneminin kalmadığını söylese de, müttefikler Polonya’nın işgal edilmesiyle savaşın kaçınılmaz hale geldiği ana kadar hiçbir hamlede bulunmaz.

Hitler’in Polonya’yı işgal edişiyle dünya bir kez daha savaşa tutuşur. Almanya için savaşta üretim yapan Çekoslovak fabrikaları son derece önemlidir ancak İngilizler ve Fransızlar tarafından eğitilen Çekler, Alman yönetimine karşı direniş göstermekte ve üretimi aksatmaktadır. Bu duruma dur demek adına Hitler, Nazi rejimine karşı direnişi kırması adına Çekoslovakya’ya Himmler’den sonraki en önemli ikinci adamını, Reinhard Heydrich’i gönderir. Yahudilerin Avrupa’dan sürülmeleri ve katledilmelerinde kilit isimlerden biri olan Heydrich, insafsız yöntemleri yüzünden kısa sürede Prag Kasabı olarak isimlendirilecekti…

4 Haziran 1942’de İngilizler tarafından eğitilen çek direnişçileri Heydrich’e bir suikast düzenledi. Bu suikast, Anthropoid adıyla İkinci Dünya Savaşı’nın içerisindeki en önemli operasyonlardan birisi oldu. Heydrich savaş boyunca öldürülen en yüksek rütbeli Nazi askeriydi ve Naziler açısından elbette ki bunun bir misillemesi olmalıydı. Hiçbir ayrım gözetilmeden, rastgele öldürülen 10.000’e yakın Çek vatandaşı… Yaşarken öldürdükleriyle Cellat, Prag Kasabı, Sarışın Canavar, Himmler’in Kötü Ruhu, ve Ölüm Tanrısı Kötü Genç adlarıyla anılan canavar, ölümünün ardından da bir Nazi propaganda aracına dönüşecekti.

Yönetmen koltuğunda Sean Ellis‘in oturduğu 2016 yapımı Anthropoid, Heydrich’e düzenlenen suikastı konu alıyor ve sinematografisiyle oldukça dikkat çekiyor. Sahne dekorları ve kullanılan renklerle o dönemi ve Prag şehrini başarıyla yansıtan filmde oyunculuklar da beklediğimin üzerinde bir performansa sahipti; Jamie Dornan ve Cillian Murphy, Heydrich’e suikast düzenleyen çek direnişçileri Jan kubis ve Josef Gabcik’i başarıyla canlandırıyor.

Anthropoid, bir savaş ve tarih filmi olmasının ötesinde, aslında bir gerilim filmi olarak öne çıkıyor. Filmi diğer klasik savaş filmlerinden ayıran ve ön plana çıkaran ses ve müzikleriyle izleyiciyi etkilemeyi başaran gerilim sahneleri diyebilirim. Bu anlamda yine suikast konulu başarılı bir gerilim filmi olan Munich (2005) kadar iyi buldum. Özellikle suikastın gerçekleştiği bölümde gerilim tam anlamıyla tavan yapıyor.

Filmde eksik bulduğum en önemli nokta, Reinhard Heydrich’in üzerine çok fazla gidilmemiş olmasıydı. İzleyici, onun kim olduğunu yalnızca filmin başındaki olayları anlatan kısa yazıda öğrenebiliyor. Film içerisinde bakıldığında ise sanki Prag’daki Nazilerin basit bir komutanıymış gibi algılanabiliyor. Heydrich’in üzerine biraz daha gidilip geçmişi ve yaptıkları bir şekilde anlatılsaydı, suikast ve suikastı düzenleyenler izleyicinin gözünde çok daha büyük bir önem kazanırdı düşüncesindeyim. (Puanım: 7/10)

Bir Cevap Yazın