İyimser Gelecek – John Brockman

Edge, dünyanın önde gelen düşünürlerinin kendilerine sordukları soruları başkalarına sordukları, sorular üzerine tartıştıkları ve yeni fikirler ürettikleri bir internet sitesi. 1997 yılında kurulan bu web sitesi, her yıl belirlediği bir soruyu Yılın Edge Sorusu olarak kullanıcılarına soruyor ve onların görüşlerini alıyor.

EDGE Vakfı’nın kurucusu John Brockaman, 2005 yılından beri Yılın Edge Sorusu‘na verilen cevapları derleyip kitap olarak yayınlıyor. Birçok ünlü düşünürün cevaplarından oluşan bu kitapları, ben oldukça ilgi çekici ve önemli buluyorum. Daha önce 2005 yılının EDGE sorusuna (What do you believe is true even though you canot prove it?) verilen cevapların yer aldığı Kanıtı Olmayan Gerçekler‘i okumuş ve oldukça beğenmiştim.

Yine NTV Yayınları‘ndan çıkan İyimser Gelecek‘te ise, 2007 yılının EDGE sorusuna (What are you optimistic about?) verilen cevaplar yer alıyor. Her ne kadar çeviri açısından oldukça zayıf olsa da, içerisinde yer alan düşünceler için, bilime ilgi duyanlar için kaçırılmayacak bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca belirmeliyim ki, John Brockman‘ın ülkemizde yayınlanan bazı kitapları (arada okumadığım 2006 EDGE sorusu da buna dahil) NTV Yayınları‘ndan çıkmadığı için, onları listemde biraz erteledim. NTV Yayınları‘ndan çıkan bir diğer kitabı Gelecek 50 Yıl‘ı da okuduktan sonra okumaya karar verdim.

Kitabın Künyesi

İyimser Gelecek – John BrockmanKitabın Adı: İyimser Gelecek
Orjinal Adı: What Are You Optimistic About?
Editör: John Brockman
Çeviri: Ergin Bulut & Mehmet Evren Dinçer
Kapak Tasarımı: Budak Akalın
Grafik: Mahir Duman
ISBN: 978-605-5813-16-1
Sayfa Sayısı: 400
Yayınevi: NTV Yayınları

“Ekonomik kriz, küresel ısınma, sonu gelmeyen savaşlar, nefret, şiddet, açlık, yoksulluk… Kötümser olmak için bir sürü sebep var, ama iyimser olmak için de. Karamsar tahminlere rağmen bilimciler her şeyin daha iyiye gideceğini düşünüyor.”

Kitaptan Alıntılar

Ben bir ateisit olsam da, dini düşüncenin gerisinde olan şeyi unutmuyorum: çok basit bir şekilde umut. Hayat zor, insanlar acı çekiyor ve doğru ya da yanlış bir şekilde din, insanlara tutunabilecekleri bir şey sunuyor. Evet, dünyada doğaüstü etkilere inanmak ve hayatınızı muhafazakar tahminlere göre en az iki bin yıldan beri ortalarda görünmeyen Tanrıya inanmak çılgınca. Ama bilimciler pek çok insanın, en azından bugün öğretildiği şekliyle bilimin sunamadığı ruhani bir rehbere ihtiyaç duyduğunu unutmamalı. Bilim soğuk, zor bir evrende yaşadığımızı, kendimize ve hayatımıza tamamen kayıtsız bir evrende yaşadığımızı gösterdi ve göstermeye devam ediyor. Ve insanlar aşık oluyor, ölüyor, birbiriyle bağlantı kuruyor, mücadele ediyor ve bir çeşit iç huzur ve kabullenme durumuna girmek zorundalar. Bilim bu insanlara ne önerebilir?

İnsanların ruhaniliğe olan inancını görmezden gelmek nafile ve safça.

İnsanları bilimi karşılıklı anlayış ve hayata saygı göstermek açısından bir araç olarak görmeye başlamalarından umutluyum. Hayatı ve mekanizmalarını ne kadar incelersek, onun ne kadar narin ve değerli olduğunu anlarız. Tabii ki başka yerde de hayat olabilir ve bu hayat parlak olabilir. Ne var ki, durum böyle bile olsa, hâlâ bir süre kendimize saplanmış olma ihtimalimiz (bu gezegende ya da Güneş Sistemimizde bir komşumuzda) yüksek. Ya bilim bize bu tevazuu ve hayata saygıyı öğretecek ya da biz bu en değerli kozmik mücevheri berbat edeceğiz. Bilimcilerin, insanları inançlarından edip yerine bir şey vermemek yerine onlara bütün bunları öğreteceği konusunda iyimserim.

Marcelo Gleiser, Dartmouth Koleji’nde Fizik ve Astronomi Profesörü.

Bir Cevap Yazın